Ret

Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile dava dışı ...'un kardeş ve müvekkili şirketin ortakları olduğunu, davalının ortak olduğu dönemde müvekkili tarafından görevlendirilmemesine karşın şirketin satış mağazasında kasa, çek, bono ve fatura düzenleme işlemleri yaptığını ve bu işlemler sonucunda davalıya yapılan 434.958,03 TL ödemenin şirkete aktarılmadığını ve bu sebeple şirketin bazı işlere de giremeyerek zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL şirket alacağı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili davasını 601.000,00 TL üzerinden ıslah etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu işlemlerin şirket yetkilisi ... tarafından müvekkiline verilen vekâletnameye dayanılarak gerçekleştirildiğini, şirket cari hesabından müvekkiline yapılmış ödeme bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin şirket adına çeşitli kişi ve kurumlara yaptığı ödemelerin şirketin muhasebe kayıtlarında gösterilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2009 ve 2010 yıllarında şirket müdüründen aldığı yetkiye istinaden şirket adına yaptığı tahsilatlar nedeniyle 434.958,03 TL kadar uhdesinde para kaldığı belirlenmiş ise de, bu dönemde savunmada yer verildiği şekilde, aynı yetkiyle şirket adına ödemeler yapıldığı ve bunun miktarının da 446.000,00 TL'ye tekabül ettiği, davacının davalıdan isteyebileceği bir zararın olmadığı, bununla bağlantılı olarak davacının menfi zarara uğramasının da söz konusu olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının yetersiz ve yanlış olduğunu, deliller içerisinde görünen şirket defter ve kayıtlarının bir kısmı ise Ankara Batı İcra Ceza Mahkemesi dosyası içerisinde yer aldığı bildirildiği halde bu konunun gözden kaçırıldığını, şirket kayıtlarında cari hesabı saptanamamış kişilere veya şirketle ilgisi olmayan bazı ticari işlemler nedeniyle şirket müdürü ile birlikte davalının kişisel çeklerinin ciro edilerek yapılan ödemelerin dava ile ilgisi bulunmadığı gibi davacı şirketle de ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı eski ortağa davacı şirketten ödeme yapıldığını usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlü olan davacı şirketin defterlerinin kapanış kayıtları bulunmadığı gibi tutarlı kayıtlar içermediği, kaldı ki davalı vekili tarafından yargılama sırasında 11.12.2014 tarihli dilekçesi ekinde sunulan davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen ve şirket borçlarının ödenmesinde kullanıldığı bildirilen çek örneklerine göre 2010 yılında işlem gören 15 adet çekin davalının şahsi çeki olduğu ve davacı şirket için verildiği, 15 adet çek bedeli toplamı 446.000,00 TL olup işbu çeklerin davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, davalı ortağın davacı şirketin yetkilisi ve diğer ortağı olan dava dışı ...'a hisselerini devrettiği tarihte davacı şirketin ticari defterlerinde davalıya cari hesaptan 434.958,03 TL ödeme yapıldığına dair kayıt bulunduğu, daha açık anlatımla davacı şirkete borçlu olduğu halde davalıya devrettiği %50 hissenin karşılığı olarak 150.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı şirket tarafından davalının sunduğu çeklere esas davacı şirket adına yapılan ödemeler karşılığında satın alınan malların davalının, davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ...-Buyruk İnşaat işletmesine teslim edildiği, dolayısıyla söz konusu ticari işletmenin ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, dosyada bulunan Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre davalıya ait anılan ticari işletmenin 03.01.2012 tarihinde dolayısıyla davalı tarafından çeklerin verildiği ve tamamının işlem gördüğü 2010 yılından sonra kurulup tescil edildiği, kaldı ki dayanak belgeler ibraz edilmediğinden bu incelemenin sonuca da etkili olmadığı, davacı şirket davalıya cari hesaptan davacı şirketin kayıtlarına göre davalıya 434.958,03 TL ödendiğini, dolayısıyla davacı şirkete TTK'nın 224 üncü maddesi gereği faiziyle birlikte iadesini gerektiren alacağın varlığını 6100 sayılı Kanun'un 200 ncü maddesinin birinci fıkrası gereği usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı, davacı şirketin iade edilmeyen bu para sebebiyle maddi tazminat alacağının bulunduğunun da ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesi yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesi yönünden kaldırılarak davacının açmış olduğu alacak ve maddi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketten alacaklı olmadığını, alacaklı ise nasıl gelir elde ettiğinin açıklanması gerektiğini, davalının aynı alanda faaliyet gösterdiğini, kapalı fatura ödemelerinin davalı tarafından alındığını ancak tahsilat kayıtlarında görünmediğini, davalının bu tahsilatları şirketin mali müşavirine de bildirmediğini, davalının kendi adına olan işyeri kayıtlarınn incelenmesi gerektiğini, davalının ortaklıktan ayrılırken neden 446.000,00 TL gibi bir bedeli talep etmediğinin sorgulanması gerektiğini, ödeme iddiası olsa bile süresinde ileri sürülmeyen ödeme iddiasını kabul etmediklerini, takas mahsup yapılmasının da yasal olmadığını, müvekkilinin iddiasını ispat ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, davacı şirketin cari hesabında davalı şirket eski ortağına ödenmiş gözüken paranın 6102 sayılı Kanun'un 224 ncü maddesi gereği faiziyle birlikte iadesi ile işbu paranın zamanında iade edilmemiş olması sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacı şirketin cari hesabında kayıtlı olduğu üzere, davacı şirketin eski ortağı olan davalıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa bu ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği, iade edilip edilmediği, işbu miktarın iade edilmemiş olması sebebiyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.