Esastan ret
Taraflar arasındaki tahsis işlemine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince yargı yolu nedeniyle HMK'nın 115/2 nci maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin Şırnak ili, İdil ilçesinde yapılan 196 adet konuttan 149 numaralı konutun kur'a sonucunda İdil İskan Komisyonunun 06.11.1997 tarih ve "1" numaralı kararıyla müvekkiline tahsis ve teslim edildiğini, bugüne kadar müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu; ancak Şırnak Valiliğinin 07.11.2014 tarihli kararıyla hak sahipliğinin iptal edilerek konutun müvekkilinden geri alındığını 06.11.2015 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen yazı ile öğrendiğini, idari kararın iptali için Mardin İdare Mahkemesinde açtıkları dava sonucunda 2015/348 Esas ve 2015/1842 Karar sayılı ilâmla idari işlemin iptaline dair verilen kararın Danıştayca onanarak kesinleştiğini ileri sürerek; dava konusu taşınmazın Hazine adına olan kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili; iskân için tahsis edilen bazı konutlarda hak sahibi olmayan kişilerin oturmaları, bazı hak sahiplerinin ise ölmüş olması, bazı konutların ise zarar görmüş olmaları sebebiyle tapudaki tescile yönelik işlemlerin gecikmiş olduğunu, yapılan incelemeler neticesinde aile temsilcisi ...'ın 16.11.1997 tarihli hak sahipliği belgesinin iptal edildiğini, davacının idari işleme karşı açtığı iptal davasında verilen karar üzerine yeniden hak sahibi olduğu tespit edilmiş ise de, iptal kararına karşı temyiz yoluna gidilmesi sonrasında onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olunması nedeniyle hukuki sürecin henüz tamamlanamadığını, gerekli işlemlerin ancak hukuki sürecin tamamlanmasından sonra yapılabileceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " ...Davacının taşınmaz üzerindeki ... iddiasının; gayrimenkul mülkiyetini iktisap yollarına (cebri icra, kamulaştırma, işgal, veya mahkeme kararına) ilişkin Medeni Kanun hükümlerine değil 5543 sayılı Yasa'da öngörülen hak sahipliği esasına dayandığı; hak sahipliğinin tespitinin, güncelleme çalışmalarına ve iskan kanunlarına göre, tapulama sürecinin ise idari usul ve esaslar çerçevesinde yapıldığı; Mahalli İskan Komisyon Kararının mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir belge olması sebebiyle hak sahipliği bulunan kişi ve mirasçıları adına tapuya tescili için yeterli olmadığı, davacı tarafından talep edilen mülkiyetin ise Medeni Kanun hükümleri dışındaki ... bir kanun hükmü gereğince idari tescile dayandığı, bir idari işlemin icrası niteliğinde olması karşısında, uyuşmazlığın sözü edilen uygulama işlemlerinin dayanağı olan yasal düzenleme çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği ve idari yargı yerlerinin görevli bulunduğu..." gerekçesiyle HMK'nın 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolu nedeni ile HMK'nın 115/2 nci maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili; taşınmazın tapusunu isteme hakkının Türk Medeni Kanunu'nda koruma altına alındığını, sırf davalı kurumun İdare olması ve İskân Kanun'unda, İdareye belli yetkiler verilmiş olunmasının huzurdaki davaya idari dava niteliği vermek için yeterli olmayacağını, zira zilyetliğe dayanarak bir taşınmazın tapusunun; ancak adli yargı yolunda istenebileceğini, somut uyuşmazlıkta da otuz yıldır verilmeyen bir hakkın tescilinin talep edildiğini, benzer bir davada bölge adliye mahkemesince verilen karara yönelik temyiz incelemesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince onama kararı verildiğini, özetle adli yargı kolunun somut uyuşmazlıkta görevli olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukanda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "2981 sayılı Kanun hükümlerine göre, idarenin hak sahiplerine tapu vermek ya da yasanın 10. maddesinin b bendinde; hak sahibi olmadıkları anlaşılanlara verilmiş olan tapuları re'sen iptal etmek şeklindeki bu yetkilerini idari nitelik taşıyan uygulama işlemlerinin doğrudan bir sonucu olarak kullanması ve ayrıca bu şekilde kurulan mülkiyet, Medeni Kanun hükümleri dışında ve ... bir kanun hükmü gereğince idari tescile dayandığı gibi tapuya yapılan tescilin de, bu idari işlemin icrası niteliğinde olması karşısında, uyuşmazlığın sözü edilen uygulama işlemlerinin dayanağı olan yasal düzenleme çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, idarenin, hak sahibi olduğu saptanan kişilere tapu vermek konusundaki yetkisi idari nitelik taşıyan uygulama işlemlerinin doğrudan bir sonucu olarak kullanılmakta ve bu yolla kurulan mülkiyet de Medeni Kanun hükümleri dışında idari bir işlemin icrası niteliğini taşımakta olup, idari işlemin icrası niteliğindeki tescil taleplerine bakmakla görevli yargı yerinin idari yargı olduğu ifade edildiğinden; dava dosyasındaki bilgi ve belgelere, talebin mahiyetine göre ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirmede ve takdirde isabetsizlik görülmediği..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 ... maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle kararı temyiz etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
tahsis işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
5543 sayılı İskân Kanun'u, 2981 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin "b" bendi hükümleri.
1. Somut uyuşmazlık kapsamında; davacıya, İdil Mahalli İskân Komisyonunun 06.11.1997 tarih ve 01 sayılı kararı ile 149 numaralı konutun tahsis edildiği, sonrasında ise ... tarafından 06.01.2015 tarihinde verilen idari bir kararla davacının hak sahipliğinin iptaline karar verildiği, idari işleme karşı davacı tarafından Mardin İdare Mahkemesine başvurulması üzerine görülen iptal davasında verilen karar üzerine yeniden hak sahibi olduğu tespit edilerek davacı ... yönünden idari işlemin iptaline dair verilen 13.01.2017 tarihli hükmün, taraflarca kanun yoluna başvurulmaması üzerine 17.03.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Uyuşmazlık konusu dava; tahsis işlemine dayalı tapu iptali ve tescil davası olmakla; yargı yolu adli yargı yolu olup, yazılı gerekçeyle davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda V-C-3 bölümünde belirtilen sebeplerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.