Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu kaydındaki ipotek şerhinin terkini isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nun 353/1-b-1 ... maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; İzmir ili, Ödemiş ilçesi, Atatürk Mahallesi, 409 ada 259 parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümü müvekkilinin ... ...'dan 177.000,00 TL bedelle satın almasından önce taşınmaz kaydında ipotek bulunduğunu, ancak 177.000,00 TL borcun "konut bedeli" açıklamasıyla ödenmesini müteakip ipoteğin kaldırılacağının banka yetkililerince müvekkiline bildirildiğini, hatta ödemenin banka şubesine yapıldığını ve taşınmazın devralınmasına bir engel bulunmadığının da yine banka yetkililerince müvekkiline söylendiğini, ancak ilgili tapu müdürlüğüne banka tarafından yazılan ipotek fek yazısında, ipotek tarihinin yanlış yazılması nedeniyle tapu müdürlüğünce işlem yapılmayacağı belirtilince banka yetkililerinin doğru yevmiye tarihi yazılmış ipotek fek yazısının tapu dairesine gönderileceğini belirtmeleri sonrasında, bu eksikliğin giderileceği inancıyla müvekkilinin 24.03.2016 tarihinde taşınmazı ipotekle yüklü olarak satın aldığını, aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılması üzerine müvekkilinin, 15.06.2015 tarih 9199 yevmiye sayılı 484.000,00 TL bedelli ipoteğin halen taşınmaz kaydından terkin edilmemiş olduğunu öğrendiğini, tüm bunların, yanlış yevmiye tarihi yazılarak davalı Bankaca verilen fek yazısından kaynaklandığını, taşınmazın devralınması halinde bir sorun yaşanmayacağının yine banka yetkililerince belirtilmesi üzerine, ipoteğin kaldırılacağı inancıyla taşınmazın müvekkilince devralındığını, aksi taktirde hiç kimsenin 484.000,00 TL bedelli ipotekle yüklü bir taşınmazı satın almayacağını ileri sürerek; İzmir ili, Ödemiş ilçesi, Atatürk Mahallesi, 409 ada 259 parselde kain 2 numaralı bağımsız bölüm kaydında davalı banka lehine bulunan 15.06.2015 tarih ve 9199 yevmiye sayılı 484.000,00 TL bedelli ipotek şerhinin ve bu ipoteğe ilişkin olarak İİK'nın 150/c maddesi uyarınca konulan "satışa arz" şerhinin ve tüm takyidatların kaldırılmalarını talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Davacı tarafından satın alınan taşınmazın, üzerindeki ipotek hakkıyla birlikte satın alındığı, başka bir deyişle, herkese açık bulunan tapu kayıtlarına göre davalı banka lehine 484.000,00 TL bedelli ipotek hakkı tesis edildiği, tapu kayıtları incelendiğinde davacının taşınmazı edinirken hazırlanan resmi senette ipoteği görerek ve hukuki sonuçlarını kabul ederek resmi senedi imzaladığı, ipotek tesis edilen alacak miktarınca borç ödenip sona ermedikçe ipotek hakkının tapudan terkin edilmeyeceği, taşınmaza ilişkin davalarda esas olan resmi tapu kayıtları olup davacı taraf her ne kadar banka tarafından yanlış yönlendirildiğini iddia etse de hatta banka tarafından tapu müdürlüğüne ipoteğin tarihinin yanlış olduğunu ifade eden bir fek yazısı bulunsa da; imzaladıkları resmi sözleşme tarafların iradeleri olup, satın ... veya satan kişilerin nasıl, ne şekilde, kim tarafından yönlendirildiklerinin bu davanın konusunu teşkil etmediği, borcu sona ermeyen ipoteğin, taşınmazın üçüncü kişice satın alınması halinde son bulmayacağı, ipotek hakkı tesisi resmi bir işlemle tapuda yapıldığından aksini taşıyan iradenin de ancak resmi bir belgeyle ispat edilebileceği, tanık deliliyle ispatlanamayacağı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili; davalı bankanın dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda olduğunu, bankanın verdiği ipoteğin fekki yazısının gözardı edilemeyeceğini, mahkemenin gerekçesinin aksine satın ... veya satan kişilerin nasıl, ne şekilde, kim tarafından yönlendirildiklerinin bu davanın asıl konusunu teşkil ettiğini, müvekkilinin bankaya yatırdığı paranın davalı banka tarafından dava dışı ipotek borçlusu ... ...'nın kredi borcuna mahsup edildiğini, müvekkiline bu ödemeyi yapması karşılığında ... ...'dan satın aldığı dairenin ipoteğinin fek edileceğine ilişkin yönlendirmenin davalı bankaca yapıldığını ve müvekkilinin de bankaya güvenerek ödeme yaptığını, bankanın kötüniyetli yönlendirmesi sonucu müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... İpoteğin fekkine karar verilebilmesi için dava dışı borçlunun davalı banka nezdindeki borçlarının ödenmesi gerektiği, ancak İzmir 7. İcra Dairesinin 2020/9333 Esas sayılı dosyasından anlaşılacağı üzere dava dışı borçlu ... ...'nın davalı bankaya olan borçları ödenmediğinden borçlarının teminatı niteliğindeki ipoteğin terkin edilebilmesi için yasanın aradığı koşulların gerçekleşmediği, 24.03.2016 tarihli satış aktinden de görüleceği üzere davacının taşınmazı ipotek yüküyle satın aldığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 ... maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle hükmü temyiz ederek kararın bozulmasını istemiştir.
tapu kaydındaki ipotek şerhinin terkini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.