Esastan ret
Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ordu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 09/04/2018 tarihinde kesinleşen 05/05/2016 tarih ve 2013/1023 Esas, 2016/551 Karar sayılı ilamına göre 6 adet taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğini, kararın kesinleşmesinden sonra Satış Memurluğuna tevdii edildiğini, dosyada ... takdiri yapıldığını ve itiraz süresinin halen devam ettiğini, bu aşamada da muhtesatın tespitinin istenebileceğini, satışa konu taşınmazlardan 4479 ada 84 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait 3 katlı bina ile depo, duvar, iki adet istinat duvarı, su deposu bulunduğunu, bu muhtesatların davacı tarafından yaptırıldığını, davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, bu nedenle davaya konu edilen muhtesatların davacıya ait olduğunun tespitine, olmadığı takdirde muhdesat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın Ordu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1023 Esas sayılı dosyası üzerinden ortaklığın giderilmesi talepli davayı açtığını, taksim davasının yapılan keşfinde, tarafların da beyanlarıyla dava konusu taşınmazlar üzerindeki muhdesatların kime ait olduğunun fotoğraflarıyla tespit edildiğini, müvekkillerin bilirkişi raporuna karşı verilen beyanlarında davacıya ait yapılarla ilgili muhdesat iddiasında bulunmadığını, muhdesatlara ilişkin bir itiraz olmadığı gibi, gerek davacı gerekse de diğer hissedarların davacıya ait yapılarla ilgili muhdesat iddiasında bulunmadığını, taraflar arasında bu hususta hiç bir zaman ihtilaf olmadığını, yapılan keşifteki beyanlar doğrultusunda her paydaşa ait olan muhdesatın fotoğraflarıyla tespit edildiği halde gerekçeli karara yansımayan bu hususun davacı tarafından temyiz sebebi yapılmadığını, dava konusu taşınmazlara ilişkin bir hak iddiaları olmaması sebebiyle, dava açılmasına sebebiyet vermeyen davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa esas taşınmaz yönünden Ordu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarih, 2013/1023 Esas ve 2016/554 Karar sayılı dosyası üzerinden görülen ortaklığın giderilmesi davasının eldeki dava tarihinden önceki bir dönemde 09.04.2018 tarihinde kesinleşmiş olması, bu aşamadan sonra davacının muhdesatın tespiti isteminde bulunmasında güncel bir hukuki yararının bulunmadığı ve davacının taşınmaz üzerinde yaptığı yapılar nedeni ile taşınmaza katılan artı değerleri taşınmazın satılması durumunda diğer mirasçılardan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilecek olması gerekçeleriyle davanın "hukuki yarar" dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ortaklığın giderilmesine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararından sonra başlatılan satış işlemlerinde ... takdirine itiraz edildiği, buna ilişkin davanın derdest olduğu, ortaklığın giderilmesine ilişkin davada muhtesatların gündeme gelmediği, satış dosyasında davacıya ait muhtesatların değerinin tüm paydaşlara dağıtılacak olması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu, hak kaybına uğrayacağı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin kararlarında da satış aşamasında tespit davasının açılabileceğinin belirtildiği, aksi durumda davacının yeniden dava açması gerektiği hususlarını ileri sürerek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.
Uyuşmazlık, muhtesatın tespiti istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 723 üncü ve 729 uncu maddeleri.
2. Kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir.
3. 6100 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanunun 115 ... maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir.
4. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.