Esastan ret
Taraflar arasındaki intifa şerhinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; davacı ile davalının 2016 yılında boşandıklarını, davalının çocuğunu göstermeyeceğini söyleyerek davacıyı tehdit ettiğini, davalının yaptığı baskılar sonucu 1948 ada 4 parsel 21 No.lu ofis ile aynı ada ve parseldeki 22 No.lu ofisin 1/2 hissesi üzerinde davalı lehine intifa şerhi konulduğunu, davacının karşılığında para almadığını, TMK 796 ncı maddede belirtilen diğer sona erme sebeplerinin bu kapsamda kaldığını belirterek, intifa hakkı şerhinin terkini ile tapu kaydının düzeltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazların müvekkili tarafından bedeli ödenmek sureti ile alındığını, evlilik birliği içerisinde olunan dönemde, eşler arasındaki güvene dayalı şekli bir işlemden kaynaklı olarak davacının taşınmazlarda malik olduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taraflar arasında açılmış tapu iptali ve tescil istemli dava olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "..davacı vekilinin talebini açıklarken irade bozukluğu ile TMK'nın 796 ncı maddesindeki intifa hakkının ortadan kalkmasına dair şartları birlikte ileri sürmesinin, davanın niteliğine uygun olmadığını, bir kimsenin kişilik haklarına veya malvarlığına yönelik açık ve yakın bir zarar verileceğinden bahisle tehdit edilmesi durumunda önemsiz veya gerçekleşmesi mümkün olmayan korkutmaların sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceğini, davalı tarafından müşterek çocuğun gösterilmeyeceği veya boşanma davası açılacağı söylenmiş ise de, tarafların yasal haklarını ve kanunları yeterince bildiği, vekilleri aracılığı ile işlerini takip ettiklerinden Türk Borçlar Kanunu anlamında iradeyi sakatlayan bir durumun oluşmadığı, korkutma fiilinin ortadan kalktığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasındaki süre, korkutma fiilinin niteliği ve etkisi incelendiğinde davacının davasında haklı olmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili; boşanma kararının 17.05.2016 tarihinde kesinleştiğini, tazminat konusundaki uyuşmazlığın ise devam ettiğini, boşanma kesinleştikten sonraki bir yıllık süre içinde davanın açıldığını, davalının evlilikten ... yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi elindeki vekaletnameye dayanarak davacının arabasını sattığını, bankalardaki 200.000,00 TL parasını çektiğini, intifa senedinde gösterilen bedel ile taşınmazların kıymeti arasında çelişki bulunduğunu, davacının resmi senette yazılı bedeli de almadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... intifa hakkının tesciline esas resmi senet karşısında davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmediği, intifa hakkının baskı ve korkutma nedeniyle tesis edildiği, muvazaalı olduğu ve bedel ödenmediği hususlarının ispatlanamadığı, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiştir.
Dava, intifa şerhinin terkini istemine ilişkindir.
1. Türk Medeni Kanunu'nun 794 üncü maddesinde intifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türü olarak düzenlenmiştir.
2. Türk Medeni Kanunu'nun 796 ncı maddesi uyarınca intifa hakkı, bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer.
3. TBK 37 ve devamı maddelerine göre; taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.