Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan (haksız haciz) maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verildi.
Belli edilen gün ve saatte davacı şirket temsilcisi ve vekili Av. ... ile davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili Av. ... geldiler. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karar bağlanması için uygun görülen 28.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; çorap imalatı işinde uğraşan davacı şirketin davalılardan A-T Finansal Kiralama A.Ş ile yaptıkları 12.02.2009 tarihli sözleşme uyarınca 15 adet çorap makinesini bu şirketten teslim aldığını, işyerine kurup henüz imalata başlamadan 21.02.2009 tarihinde bu iş yerinde alacaklı Compaş Gipe Lastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin alacağından dolayı dava dışı Kâraca Çorap A.Ş'nin borcu nedeniyle fiili haciz uygulandığını 15 adet finansal kiralama konusu makinenin haczedilip fiilen kaldırıldığını, haczin uygulandığı, kendilerine ait iş yerinin borçlu şirketle hiçbir ilgisi bulunmadığını ve alacaklıya haciz sırasında finansal kiralama sözleşmesi ibraz edilmesine rağmen bu sözleşmenin notere tescil ettirilmediğinden bahisle fiili hacizden vazgeçilmediğini, makinelerin söküp götürüldüğünü, bu haksız haciz nedeniyle kendilerinin zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talep miktarını 170.000,00 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı A-T Finansal Kiralama A.Ş vekili cevap dilekçesinde; henüz finansal kiralama sözleşmesi ve bu sözleşmeye konu mallar noter tasdikine sunulmadan icra memuruna hatalı beyan ve yanlış yönlendirmesi ile bu haczin gerçekleştiğini, kendilerinin finansal kiralama sözleşmesine uygun hareket ettiklerini, eğer haksız ve hatalı bir haciz uygulaması varsa bile bundan kendilerinin sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı Combaş Gipe Lastikleri San.ve Tic. Ltd. Şti cevap dilekçsinde; kendilerinin alacaklarının tahsili zımnında yasal prosedür çerçevesinde haciz işlemi yaptıklarını bu işlem sırasında davacının icra memurunu yanlış yönlendirdiğini dolayısıyla bu işlemde kendilerine kusur izafe edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2021 gün ve 2011/102 E.-2021/56 K. sayılı kararı ile "davalılardan A-T Finansal Kiralama A.Ş sözleşmesinin yapılmasından 12 gün sonra finansal kiralama kanunun gereği olan tescil işlemini yaptırdığı ve sözleşmenin düzenlenişinde malların tesliminde herhangibir aksaklık söz konusu olmadığı, ayrıca takip konusu alacakla ve bu takibin tarafları ile herhangibir ilgisi bulunmadığı, zararlandırıcı haksız haciz işleminde davalı A-T Finansal Kiralama A.Ş ye atfı kabil bir kusur bulunmadığı, bu nedenle doğan zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, takipte alacaklı konumunda olan davalı Compaş Gipe San.ve Tic. Ltd. Şirketinin icra takip dosyalarında ve haciz tutanaklarında açıkça görüldüğü üzere borçlu dava dışı şirketle hiç bir ilgisi bulunmayan adreste başka bir şirkete ait olup finansal kiralamaya konu edildiği ısrarla beyan edilip belge ibraz edilmesine rağmen haciz ve muhafaza işeminde kararlı ve ısrarlı bir tutumla icra memurunu işlem yapmaya zorlayarak hatalı bir işlem yaptırdığı anlaşılmakla kusurlu davrandığı kabul edilerek maddi zarardan sorumlu olacağı ancak davalı Compaş Gipe Lastikleri San.ve Tic.Ltd.Şti nin bu tutumuyla davacı şirketin ticari itibarına açıkça saldırmak, onu zedelemek, kastı ile hareket etmediği, hatalı da olsa alacağını temin çabası içinde olduğu, bu nedenle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı" şeklindeki gerekçeleri ile; davalı A-T Finansal Kiralama A.Ş yönünden davanın reddi, diğer davalı Compaş Gipe Lastikleri San.ve Tic.Ltd.Şti yönünden maddi tazminata yönelik davanın kabulüne karar verilerek davalı A-T Finansal Kiralama A.Ş ye yönelik davanın reddine, davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Tic.Ltd.Şti'ye yönelik maddi tazminat isteminin kabulü ile 170.000,00 TL'nin 21.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti' den alınarak davacıya ödenmesine, yasal şartları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı Compaş Gipe Lastikleri San.ve Tic.Ltd.Şti vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2012/7530 E. 2013/1714 sayılı, 26.02.2013 tarihli bozma ilamında özetle; "...davacı tarafın defterleri ile önceki yıllara ait vergi kayıtlarının getirtilmesi, zararının kanıtlanması için taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması, daha sonra aralarında mali müşavir bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu görevlendirilerek, ticari defterler ve vergi kayıtları incelenerek kar-zarar durumunun, dava dilekçesinde belirtilen dönemde çalışabilecek gün sayısı ile talep edilen hizmet bedelleri ve giderler dikkate alınarak net gelirin saptanması, bilirkişi heyetinden bu konuları açıklayıcı, muhtemel kârdan yoksunluk zararının hesap şeklini gösterir gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, davacı tarafın ıslah dilekçesinde alacağının 7.500,00 TL’lik kısmı için dava tarihinden, bakiye 162.500,00 TL’lik kısmı için ise, ıslah tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu, mahkemece 170.000,00 TL’nin haciz tarihinden itibaren tahsiline karar verildiği, taleple bağlılık kuralına aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının da doğru görülmediği, davalı Combaş Şirketi vekili son celse mahkemece okunan bilirkişi raporuna beyanda bulunmak üzere süre talep etmesine rağmen, bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 401/4. maddesi hükmünde, dava açıldıktan sonra her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkemenin yetkili ve görevli olduğunun belirtildiği, davacının yargılama sırasında Eyüp Sulh 1. Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak, dava konusu maddi tazminat hesabına esas teşkil etmek üzere bilirkişi raporu almasının da açıkça usul hükümlerine aykırı olduğu" gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma sonrasında alınan 01.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda fiili üretim raporlarına göre elde edilecek satış kârının 113.891,40 TL, fiili ölçüme göre üretim satış kârının 128.992,50 TL olacağı, davacı tarafın yasal defterlerinin incelenmesinde 2009 ve 2010 yılına ait kebir defterinin bulunmadığı, davacı firmanın makinelerin haczedildiği inceleme konusu 2009 yılına ait yevmiye ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, ancak diğer yıllarda yevmiye ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin ilgili dönemlerinde kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, 2009 yılına ait yevmiye ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu hususları da dikkate alınarak davacı yanca da aksi ispat edilemediğinden fiili üretim raporlarına göre elde edilecek satış kârı olan 113.891,40 TL üzerinden yoksun kalınan kâr hesabına gidildiği, haksız haciz döneminden 5 ay sonra davacı yana teslim edilen makinelerin yeniden hava hattı çekilmesi ve enerji kablolarının çekilmesi, makine üzerinde eksik olan gözlerin tamamlanması işleri, tesisat eksiklerinin tamamlanması ve makinelerin devreye alınması için İSPA havalandırma ve tesisat firması tarafından yapılan Katma Değer Vergisi dahil 15.340,00 TL'lik yapılan hizmet bedelinin makul bir bedel olduğu, makinelerin 65 bar basınçlı hava ile çalıştığı, havanın kurutma cihazından geçmiş temiz hava olması gerektiği, makinelerin hava ihtiyacı olduğu hususunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği, zarar hesabında bu alacak kaleminin de hükme esas alındığı, davacı yanca haksız haciz döneminde fason üretim yaptırıldığı ve dava dışı 3. kişilerle olan sözleşme gereklerini ifa edemediği iddia edilmiş ise de; bu hususta dosyada somut delil bulunmaması ve sözleşme ve ekleri irdelendiğinde teslimat tarihinin haksız hacizden önceki bir döneme ait olması nedeniyle bu alacak kalemlerinin hesaplamaya dahil edilmediği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile davalı Combaş Gipe Lastikleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden 129.231,40 TL maddi tazminatın 7.500,00 TL'lik kısmı için dava tarihinden, 121.731,40 TL'lik kısmı için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı A-T Finansal Kiralama Yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi
gerekçeli kararında her ne kadar fiili durumun ve vergi kayıtlarının birlikte dikkate alınması gerektiğini belirtmişse de vergi kayıtlarını kesinlikle dikkate alınmadığını, aksine bilirkişiler tarafından hazırlanmış olan haksız, gerçek dışı raporların dikkate alınarak karar verildiğini, makinelerin hacizli kaldığı dönemdeki kar kaybının ne şekilde hesaplanmış olduğuna bakılması halinde bu bilirkişi raporlarına itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu raporların tamamen gerçek dışı ve varsayıma dayanan veriler ile hukuka aykırı bir şekilde ve taraflı olarak hazırlanmış olduğunu, bilirkişi raporları kapsamında yapılan hesaplamalarda, davacının ne kadar hammaddesi olduğuna, elektrik sarfiyartına, işçi giderlerine, ne kadar üretim yapılabileceğine ve bu üretilen malların ne kadar bedele satılmış olduğuna ilişkin verilere göre hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de bu verilerin doğruluğunun tartışmalı olduğunu, bilirkişi raporları kapsamında hiçbir belgeye dayanmayan tamamen varsayımsal bir kısım işçilik maliyetleri hesaplandığını, maksimum fayda sağlanması açısından davacının işyerinde haftanın 6 günü çalışma yapıldığını varsayarak hesaplama yapılmış olup burada maksimum faydanın davacıya sağlandığını, çalışma saatleri bakımından hesaplama yapan bilirkişi, işyerinde keşif sırasında, 21.02.2009 - 21.07.2009 döneminde işyerinde 2 vardiya halinde günlük 24 saat çalışıldığının ileri sürüldüğünü belirtmiş ve buna göre de hesaplama yapma yolunu seçtiğini, ancak yapılan bu hesaplamaların hiçbir resmi kayda ya da belgeye dayanmadığını, yine fazla mesai yapıldığına ilişkin hiçbir belge ve kayıt mevcut olmamasına rağmen her işçinin her gün fazla mesai yaptığı varsayılarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, makinelerin hacizli olduğu dönemde davacı tarafından sunulan bir kısım faturalar esas alınarak davacının hammaddesi olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığını, ancak bu faturaların ticari defterler kapsamında kayıtlı olup olmadığına bakılmadığını, davacının ticari defter ve belgelerinin bir kısmının hiç olmadığını, bir kısmının ise açılış-kapanış tasdiklerinin olmadığını, bu durumda, davacının, makinelerin hacizli olduğu dönemde ne kadar ham maddesinin mevcut olduğunun neye göre belirlenmiş olduğunun da tartışmalı olduğunu, mahkeme her ne kadar bozma ilamına uymuş ve gerekçeli kararında da vergi kayıtları ve ticari defterlere itibar edilmesi gerektiğini belirtilmiş ise de vermiş olduğu kararda devlete beyan edilmiş olan resmi vergi kayıtlarına kesinlikle itibar etmediğini, davacı taraf tacir olup tüm gelir giderlerini ve alım satımlarını ticari defterlerine kaydetmek zorunda olduğunu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında kâr mahrumiyeti hesabında davacının ticari defter ve belgeleri ile vergi kayıtlarının dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, Yargıtay bozma ilamına uyulduktan sonra yapılmış olan bilirkişi incelemesi sonucunda 22.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda 2008 yılı karının (18 makine ile) 40.139,46 TL olduğu, 2009 yılı (33 makineden 15 tanesi birkaç ay hacizli iken) kârının 9.098,42 TL olduğunu, 2008 yılında 18 makine ile çalışarak 40.139,46 TL kar elde eden davacının, 2009 yılında 15 adet makinenin hacizli kaldığı (ki işletmede 18 makine ile üretim devam etmiştir) birkaç ay gibi bir sürede 113.891,40 TL kâr mahrumiyeti yaşadığı kanaatine varılamayacağını, yine 25.04.2015 tarihli ek raporda da 2010 yılında davacının tüm makineler ile (33 adet) 12 ay üretim yaptığı ve sadece 21.757,10 TL kârı olduğu belirlendiğini, nitekim 2010 yılı ile 2009 yılı kârı arasında fark da (12 aylık) 8.400,56 TL olarak bulunduğunu, tüm makineleri elinde iken 2010 yılında 21.757,10 TL kâr ettiği belirlenen davacının 15 adet makinenin hacizli olduğu birkaç aylık dönemde 113.891,40 TL kâr kaybı olduğu kanaatine varılmasının kesinlikle mümkün olamayacağını, davacı tarafın makinelerin devreye alınmasına ilişkin olarak 22.07.2009 tarihli bir fatura ibraz ettiğini, ancak davacının ibraz ettiği bu faturanın davacının ticari defter ve belgeleri kapsamında kayıtlı olup olmadığına bakılmadığını, kaldı ki davacının ticari defterleri usulüne uygun olmadığından söz konusu faturanın sonradan temin edilerek kapanış tasdiki yapılmamış olan defterlere kaydedilmiş olmasının da muhtemel olduğunu, tüm hava ve elektrik tesisatı yeniden kurulmuş gibi tedarik edilmiş olan fatura irdelenmeden, bu masrafın yapılmasını gerektirir bir durum oluştuğunu gösterir herhangi bir delil mevcut olmamasına karşın, mahkemenin hiçbir sorgulama yapmaksızın davacının ibraz ettiği faturayı makul bulmasının ispat hukuku kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, haksız haciz işlemi nedeni ile davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'un 428 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49 ve 58 inci maddeleri.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Combaş Gipe Lastikleri San.ve Tic.Ltd.Şti vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Combaş Gipe Lastikleri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalı Combaş Gipe Lastikleri San.ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı Combaş Gipe Lastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.