Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili; davalıların trafik sigortacısı olduğu araçların karıştığı kazada, davalı ... tarafından sigortalanan araçta yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...'in öldüğünü, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığını belirterek belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada şimdilik 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 27.09.2017 tarihli miktar artırım dilekçesiyle davacı anne için taleplerini 199.033,60 TL'ye ve baba için 151.940,76 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı Halk Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin sigortalısının olayda kusurunun bulunmadığını, davadan önce başvuru yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davadan önce başvuru yapılmadığını, yetkili mahkemenin davalı tarafın yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın zararını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafa 2330 sayılı Yasa gereğince ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması ve varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, avans faizi istenemeyeceğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2017 tarihli ve 2016/395 Esas, 2017/671 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacı ... için 39.806,72 TL destek tazminatının davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi'nden, 159.226,88 TL destek tazminatının davalı Halk Sigorta A.Ş'den dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline; davacı ... için 30.388,15 TL destek tazminatının Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'nden, 121.552,60 TL destek tazminatının Halk Sigorta A.Ş'den dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2019 tarihli ve 2018/1534 Esas, 2019/1807 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 01.03.2021 tarihli ve 2019/6425 Esas, 2021/2044 Karar sayılı ilamı ile; davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "somut olayda; hükme esas alınan 24.08.2017 tarihli aktüerya raporunda, destek ve davacı hak sahipleri için muhtemel bakiye ömür süreleri, PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmek suretiyle tazminat hesabı yapıldığı; İstinaf Mahkemesi tarafından da, davaya konu edilen kaza 26.04.2016 tarihindeki KTK değişikliğinden önce gerçekleştiğinden, hesaplamada PMF Tablosu'nun kullanılmasında bir isabetsizlik bulunmadığına karar verildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, Dairemizin içtihat değişikliği nedeniyle, tazminat hesaplamalarında TRH-2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılması gerektiğinden, İstinaf Mahkemesi'nin kabulü yerinde değildir. Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı gereği, destek tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve % 1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, uygulanmasının mümkün olmadığı Dairemizce kabul edilmektedir. Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacılar ile desteğin muhtemel bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapıldığı ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (temyiz eden davalı Halk Sigorta A.Ş. yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerektiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmüne uyulan bozma ilamı ve bozmadan sonra alınan aktüer bilirkişi ek raporu da dikkate alındığında; Yargıtay bozma ilamına göre TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant usulü esas alınarak yapılan hesaplamaya göre belirlenen tazminat miktarının Mahkemece verilen önceki kararda hükmedilen tazminat miktarından daha yüksek olduğu, Yargıtay ilamında da belirtilen usuli kazanılmış hak ilkelerine göre karar davacı tarafça temyiz edilmediğinden önceki hükümdeki tazminat miktarlarına hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulü ile davacı anne ... yönünden 39.806,72 TL destek zararının davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi'nden, 159.226,88 TL destek zararının davalı Halk Sigorta A.Ş.'den (Türkiye Sigorta A.Ş'den), dava tarihi olan 21.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine; davacı baba ... yönünden; 30.388,15 TL destek zararının davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi'nden, 121.552,60 TL destek zararının davalı Halk Sigorta A.Ş.'den (Türkiye Sigorta A.Ş'den) dava tarihi olan 21.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ...Ş vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın teminat limitini aştığı, davacılara İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan nakdi ödemenin mahsubu gerektiği, yeni genel şartların uygulanması gerektiği, desteğin kusurunun dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketleri tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araçların karıştığı 17.09.2015 tarihli trafik kazası sonucu yolcu konumunda olan desteğin ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması ve 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, kararda belirtilen gerekçelere ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş. vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... (Halk) Sigorta A.Ş vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı Halk Sigorta A.Ş'ye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.