K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

SÜRÜKLENEN ÇOCUK: ...

SUÇLAR: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme

İNCELEME KONUSU

KARARLAR:

Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2022 tarihli ve KYB-2022/57318 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre;

1- Adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından ... olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan 10 ay 20 ... kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz ... ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesi uyarınca çocuk hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesinde,

3-Kayden 24/04/1992 doğumlu olup, suçun işlendiği 09/01/2009 tarihi itibariyle 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki ...’a yönelik işyeri dokunulmazlığını ihlal etme eylemi nedeniyle tayin olunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim uygulanmamasında,

4-Suça sürüklenen çocuğun müşteki ...'ye yönelik hırsızlık eylemi için, 09/01/2009 tarihli tutanağa göre müştekinin aracından çalınan oto teybinin suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıkların kaçtıkları aracın altına attıkları, bu durumun sonradan anlaşılıp, suça konu teybin kollukça bulunduğu, bu şekilde malın teslimine ilişkin rızai bir iadenin olmadığı, bu haliyle 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. Suça sürüklenen çocuğun şikâyetçi ...'ye yönelik hırsızlık eylemi için, 09.01.2009 tarihli tutanağa göre şikâyetçinin aracından çalınan oto teybinin suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıkların kaçtıkları aracın altına attıkları, bu durumun sonradan anlaşılıp, suça konu teybin kollukça bulunduğu, bu şekilde malın teslimine ilişkin rızai bir iadenin olmadığı, bu hâliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (4) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

2. Dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçi ...'ye yönelik hırsızlık eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin uygulanamayacak olduğunun kabulü sonucu aynı Kanun'un 142/1-b, 143,31/3. maddeleri uyarınca verilecek ceza miktarının kısa süreli olamayacak olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.03.2008 tarihli ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 Karar sayılı kararı ışığında, suça sürüklenen çocuğun yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağı değerlendirildiğinden, (1) numaralı kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.

3. Kayden 24.04.1992 doğumlu olup, suçun işlendiği 09.01.2009 tarihi itibarıyla 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçi ...’a yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu nedeniyle tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi gereğince indirim uygulanmaması, Kanun’a aykırı olup (3) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesi uyarınca çocuk hakkında mala zarar verme suçundan hükmedilen adlî para cezalarının ödenmemesi hâlinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan (1) numaralı KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,

2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (2) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2010 tarihli ve 2009/3 Esas, 2010/535 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; “Hüküm fıkrasından ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına" ilişkin kısımların çıkartılmasına, diğer hususların aynen korunmasına, infazın buna göre yapılmasına,”

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (3) ve (4) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2010 tarihli ve 2009/3 Esas, 2010/535 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.