Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının işleteni olduğu askeri aracın, müvekkili 'nin kullandığı araca çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, diğer müvekkillerinin nin eşi ve çocukları olduğunu, olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek fazlaya ilişkin
hakları saklı kalmak kaydı ile için 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL bakıcı gideri, 40.000,00 TL manevi tazminat, nin eşi davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminat, nin çocukları,,,, ve ... için 20.000,00'er TL'den toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiş, 24.11.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini 205.619,06 TL artırdıklarını bildirmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili; aynı kazada müvekkillerinin de yaralandığını belirterek 4.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 10.03.2011 tarihli ve 2008/1 Esas, 2011/124 karar nolu Kararı ile; davanın kısmen kabulü ile davacı için 144.379,75 TL maluliyet tazminatı ve 63.239,31 TL bakıcı gideri ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu dosyada diğer davacıların davalarının reddine, 'nin fazlaya dair taleplerinin reddine, birleştirilen 2008/53 Esas sayılı dava dosyasının kısmen kabulü ile davacı için 2.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı için 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 13.06.2012 tarih ve 2011/7503 Esas, 2012/20387 Karar sayılı ilamında; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Davacı Ahmet'in eşi ve çocukları olan asıl davanın davacılarının, yaralanana yakınlık dereceleri ile kaza neticesinde davacı n %98 oranında malul olmuş olması göz önüne alındığında, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ye uygun bir manevi tazminat verilmesi gerekirken bu davacılar yönünden istemin tümden reddedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. davalının diğer temyiz itirazına gelince; davaya konu trafik kazası sonrası tanzim edilen kaza tespit tutanağında; olayın oluşumunda dava dışı sürücünün %80, davacı sürücü 'nin %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/564 esas sayılı dosyasında yapılan keşif sonucu, Karayolları 16. Bölge Müdürlüğü'nde görevli mühendislerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 09.04.2009 tarihli raporda da davacı sürücünün hafif kusurlu olduğu belirtilerek kaza tespit tutanağındaki belirleme teyit edilmiştir. Gerek kaza tespit tutanağındaki gerekse 09.04.2009 tarihli rapordaki görüş olayın oluşuna da uygun düşmektedir. Bu nedenle olayın oluşumunda davacı sürücü Ahmet Cebeci'nin %20 kusur oranına göre tazminat hesabı yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı sürücünün kusursuz olduğunun kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Dairenin 07.03.2013 tarihli ve 2013/574 Esas, 2013/4100 karar sayılı ilamıyla davacılar vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.
Mahkemenin 28.11.2013 tarihli ve 2013/150 Esas, 2013/470 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davacı için 144.379,75 TL maluliyet tazminatı, 60.469,82 TL bakıcı gideri ve 12.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacılar ... için 2.500,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL ve davacı ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınap davacıya verilmesine, birleştirilen dava kesinleştiğinden bu dava ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 28.04.2014 tarihli ve 2014/6425 Esas, 2014/6491 Karar sayılı ilamında;". Manevi tazminatın takdirinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 inci maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
"Mahkemece, bozma öncesi verilen hükümde, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilerek 144.379,75 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 63.239,31 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince, davacının kazanın oluşumunda %20 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, belirtilen kusur oranına göre tazminat hesabının yapılması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, yeniden
aktüerya hesabı yaptırılmış ancak rapor tarihindeki verilerin esas alınması nedeniyle %20 kusur indirimi yapılmışsa da sürekli işgöremezlik tazminatı 169.199,00 TL, bakıcı gideri ise 60.469,00 TL olarak hesaplanmıştır. Oysa, mahkemece yapılması gereken iş, davacılar vekilinin önceki hükmü temyiz etmemiş olması nedeniyle hükmedilen bedeller yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek önceki kararda hükmedilen sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri bedelleri üzerinden %20 kusur indirimi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bozma sonrası alınan ve rapor tarihindeki veriler esas alınarak tanzim edilen aktüerya hesabı benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.03.2016 tarihli ve 2014/24221 Esas, 2016/3193 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; davanın kabulüne, davacı için 115.503,80 TL maluliyet tazminatı, 50.591,44 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 12.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı ye verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili; önceki hükmün kendileri tarafından da temyiz edildiği, maddi tazminat hesaplaması yapılırken güncel asgari ücretin esas alınması gerektiği, asgari ücretin kamu düzeninden olması nedeniyle güncel verilerin kullanılması gerektiğini ve TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; kararın hukuka uygun olmadığı, kusuru kabul etmediklerini, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
12.10.2006 tarihinde davalının işleteni olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücü ve yakınları olan diğer davacıların maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 47) maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,87,89,90,91 ve 106 nci maddeleri.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaması, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davacı ...'ın isminin karar başlığına iki kez yazılmış olması mahallinde düzeltilebilir hata olup bozma nedeni yapılmamış olmasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürelen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.