Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan müvekkiline ait araca, davalıya sigortalı araç sürücüsünün 02.06.2013 tarihinde çarpması neticesinde davacının yaralandığını, tedavi gördüğünü ancak kalıcı sakatlığı oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile poliçe limiti ile sınırlı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiş; 12.10.2015 tarihli dilekçesiyle talebini 69.817,39 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davaya konu aracın kendilerinde 28.08.2012-28.08.2013 tarihleri arasında sigortalı olduğunu 250.000,00 TL poliçe limiti bulunduğunu, manevi tazminat ve tedavi giderinden sorumlu olmadıklarını, kusur durumunun ve maluliyetin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, yasal faizden sorumlu olacaklarını, davacının kazada müterafık kusuru bulunup bulunmadığının araştırılarak indirim yapılmasının talep ettiklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemenin 09.09.2015 tarihli ve 2013/257 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararıyla; 02.06.2013 tarihli kazada motosiklet sürücüsü olan davacının %17,2 oranında maluliyeti olduğu ceza mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin verdiği kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücünün kazada tam ve asli kusurlu olduğu aktüerya raporu ile davacının toplam 69.817,39 TL zararının tespit edildiği, davalı şirketin kaza tarihini kapsar şekilde sigorta poliçesi bulunduğu ve kişi başı limitin 225.000,00 TL olduğu ve oluşan zarardan sorumlu bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 69.817,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 058.11.2018 tarihli ve 2015/17924 Esas, 2018/10337 Karar sayılı ilamıyla; "Somut olayda davacı motosiklette sürücü olup kask takıp takmadığı dosyada bulunan hastane raporları doğrultusunda,kafa kubbesinde kırık, kafa kaidesinde kırık ve kafa içi yaralanma tespit edilmiştir. Mahkemece zarar görenin müterafik kusurun varlığı ve indirim yapılması gerekip gerekmediğinin irdelenip tartışılması, müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi halinde tazminattan %20 oranında indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. Trafik kazasına konu olup davalıya trafik sigortalı bulunan aracın ticari niteliği bulunmadığı anlaşılmakla; uygulanabilecek faiz oranı da yasal faiz olmalıdır. Bu nedenle mahkemece, hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken avans faizi işletilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.11.2020 tarihli ve 2019/1711 Esas, 2020/6884 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmakla yargılamaya devam edildiği, davacının motosiklet sürücüsü olduğu ve kaza anında kask takmadığının anlaşıldığı, kaza nedeni ile kafa kubbesinde kırık, kafa kaidesinde kırık ve kafa içi yaralanması meydana geldiği, davacının kask takması halinde kafa bölgesinden bu denli yaralanamayacağı, bu nedenle tazminat miktarından %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile 55.853,60 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin 2015 yılı verilerine göre alınan aktüer rapora göre karar verdiği, güncel verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 02.06.2013 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, 09.09.2015 tarihli mahkeme kararını davacının temyiz etmediği, bu durumun davalı yararına müktesep hak oluşturduğunun anlaşılmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.