Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; destekleri olan kızlarının 04.05.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, aracın virajı alamayıp kontrolden çıkarak sağ tarafa yuvarlandığını, kaza sonucu desteğin, annesinin kucağında hayatını kaybettiğini, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda davalının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı Prens Turizm şirketinin aracın işleteni olarak tüm maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğunu, davalı ... şirketinin dava konusu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, diğer davalı ... şirketinin ise zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, desteğin anne ve babanın tek evladı olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili Igor için 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan 04.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olmalarına), müvekkili Inna için 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan 04.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olmalarına), müvekkili Igor için 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı Prens Turizm Ltd. Şti. ile davalı ...'dan 04.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili Inna için 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı Prens Turizm Ltd. Şti. ile davalı ...'dan 04.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Prens Turizm şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun iddia edildiğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkili şirkete atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davalı sürücünün mücbir sebeple kazanın oluşumuna neden olduğunu, davalı müvekkili şirketin kazanın oluşumunda ihmal ve kusurunun bulunmadığını, kazanın mücbir sebeple gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; ölüm nedeniyle uğranılan destekten yoksun kalma maddi tazminat taleplerinin belirlenebilmesi için ölenin yaş ve gelir durumuna ilişkin belgeler ile tazminat talep edenlerin yaş ve gelir durumuna ilişkin belgelerin sunulması gerektiğini, kaza anında araçta annesinin kucağında olduğu tespit olunan desteğin emniyet kemerinin takılı olmadığını ve anne babasının gözetim ve denetiminde çocuklarına karşı görevlerini eksik yapmalarının çok önemli olduğunu, davacıların araya giren bir kusurunun varlığına işaret ettiğini, hiç kimsenin kendi kusurundan faydalanamayacağını, davacıların araç işleteninden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesine hükmüne göre tazminat talep hakkı olamayacağı gibi müvekkili şirketten de talep hakkının olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kaza ile ilgili davadan önce müvekkili şirkete müracaat edilmediğini, herhangi bir hasar dosyası açılmadığını, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda şahıs başına azami 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, öncelikle kusur tespitinin yapılmasını, aktüerya bilirkişisinin görevlendirilmesini, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması ve ödeme yapmasına karar verilmesi durumunda sorumluluğun azami limit ile sınırlı olmasına, emniyet kemerinin kullanılmaması durumunda müterafik kusur indiriminin uygulanmasına, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkili şirket davanın açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, kazada sadece davacıların kızının vefat ettiğini, muhtemelen emniyet kemerini bağlamadığını, davanın haksız ve yersiz olduğunu, reddini talep ettiğini belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/253 Esas, 2016/272 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/253 Esas, 2016/272 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ..., davalı ...Ş. ve davalı Prens Tur. Kuy. Taş. ve Dış Tic. Ltd. Şti.vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından; " Hükme esas alınan tazminat raporunda destek payları hesaplanırken davacılara ayrılan destekten yoksun kalma pay oranları hatalı tespit edilmiştir.
Hayatın olağan akışına göre trafik kazası sonucu ölen küçük çocuk ölmeseydi 18 yaşına gelmesi ile birlikte gelir elde edeceği ve ana ve babaya bakması muhtemeldir. Desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babaya %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay vererek yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14’er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5’er pay verilmesi gerektiği, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacıların nüfus kayıtları getirtilerek, Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle, davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davacılar ve çocukları olan desteklerinin Rusya ülkesinde yaşadıkları ve tatil için geldikleri Türkiye'de kazanın gerçekleştiği saptanmış olup davacılar tarafından verilen vekaletnamelerdeki adreslerinin de Rusya Federasyonu olduğu görülmektedir. Bu itibarla, hayatlarını yabancı ülkede sürdüren ve o ülke şartlarında gelir elde eden davacıların desteğinin de yabancı ülkede yaşayıp gelir elde edeceği, gelirinden davacı anne babasına pay ayırıp destek olacağı, dosyaya sunulan belgelerden anne ve babasının lise mezunu olduğu, Rusya ülkesinde müşterek 2 adet gayrimenkullerinin bulunduğu, davacı vekilinin beyanına göre müteveffanın da lise öğrencisi olduğu dikkate alındığında; Türkiye'de geçerli olan asgari ücretin desteğin geliri olarak kabulü suretiyle tazminatın hesaplanması da doğru değildir.
Bu durumda mahkemece; davacılar ile desteklerinin yabancı ülkede yaşaması nedeniyle,öncelikle müteveffa Vlada’nın kaza tarihindeki öğrencilik durumuna ilişkin belge dosyaya kazandırıldıktan sonra,müteveffanın kendi ülkesinde yüksek tahsil yapacağı kabul edilerek, kendi ülkesinde ortalama bir üniversite mezununun alacağı ücretin araştırılarak desteğin geliri olarak kabulü, belirlenen ücretin ülkemizdeki asgari ücretin altında kalması durumunda asgari ücret üzerinden tazminatın hesaplanması hususlarında rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 185. madde hükmü gereğince, anne-baba birlikte çocukların bakımından sorumludur, aynı Yasa'nın 327. maddesinde ise “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır” denilmektedir. Her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi (anne ve babadan birinin ya da her ikisinin çalışıp çalışmadığına ilişkin ayrıksı durumlar da göz önüne alınarak) gerekmektedir.
Daire ilkelerine göre; anne ve baba çalışıyorsa anne ve babadan ayrı ayrı %5'er, anne çalışmıyorsa,sadece babadan %5 oranında yetiştirme gideri düşülmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekilinin sunduğu belgelere göre davacı anne Inna’nın ev hanımı olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda bahsi geçen ilkelere aykırı düzenlenmiş olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bozma neden ve şekline göre davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçeleri ile bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebi yönünden hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, ilamın bölünemeyeceğini kararın bu yönü ile hatalı olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların desteğinin yaşam süresinin kendi ülkelerindeki ortalama yaşam süresine göre belirlenmesi gerektiğini, desteğinin gelirinin hayatın olağan akışına aykırı olarak belirlendiğini, desteğin üniversite eğitimi göreceğine dair dosya içerisinde delil olmadığını, gelir artışının da kademeli olacağını, üniversite öğrenimi sırasında gelir elde edeceği kabulünün hatalı olduğunu, yetiştirme giderinin 25 yaşına kadar düşülmesi gerektiğini, yetiştirme giderinin de davacıların ülkelerine göre belirlenmesi gerektiğini, desteğin emniyet kemeri takmaması nedeni ile hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, bozma sonrasında ıslah yapılamayacağını, sıralı sorumluluk ilkesinin dikkate alınmadığını, kararın infazda tereddüt oluşturabileceğini savunarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketleri tarafından teminat altına alınan, diğer davalı şirketin işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası nedeni ile hayatını kaybeden desteğin anne ve babasının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ile davalı .... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ve davalı ....'ye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.