Esastan ret
Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının kardeş olduğunu, davaya konu taşınmazların malikleri olan ... oğlu ... ... ile ... oğlu ... ...'ın mirasçıları olduklarını, Ceyhan 1. Noterliğinin 08/02/2001 tarih ve 000760 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalının dava konusu taşınmazlardaki miras payını müvekkiline temlik ettiğini ve satış bedelini peşinen aldığını belirterek dava konusu taşınmazlardaki davalı adına kayıtlı (veya davalı adına isabet edecek) hisselerin iptali ile müvekkilinin adına tapuya kayıt ve tesciline, eğer tapu iptali ve tescil yönünde talepleri uygun görülmez ise, davaya konu satış vaadi sözleşmelerindeki davalıların hisselerinin güncel satış bedelinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren işeyecek faiziyle güncel satış bedeli ve denkleştirilerek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu iptali ve tescil davasının zamanaşımına uğradığını, satış vaadinde satıcı gözüken ancak tapu kaydında malik olmayan kişiye karşı dava açılamayacağını, bu davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış vaadi sözleşmesi ile davalının dava konusu taşınmazlardaki hissesini, davacı ...'a satmayı vaad ettiği ve satış bedelini tamamen aldığı ancak davalı tarafından taşınmazın devredilmediği, bu nedenle davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 120 parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı hissenin 3/96 hisseye tekabül eden 4113,28 m²'lik kısmının iptali ile iptal olunan 4113,28 m²'lik payın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 35 ada 20 parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı hissenin 3/28 hisseye tekabül eden 36,64 m²'lik kısmının iptali ile iptal olunan 36,64 m²'lik payın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Müvekkili ile davacının dava konusu yerleri 2006 yılında fiili olarak paylaştığını, dolayısıyla önceki noter sözleşmesinin zımnen sona erdiğini ve bu tarihten itibaren 10 yıllık süre geçtiği için artık taşınmaz satış sözleşmesinin hukuken bir önemi kalmadığını, öncelikle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini,
Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkemelerin kararlarının gerekçelerini göstererek faaliyetlerini meşrulaştırmak zorunda olduğunu, aksi takdirde ... yargılanma hakkının ihlal edilmiş sayılacağını,
Kararda hukuka aykırı olarak, ilk bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden yargılama harç ve giderlerinin hatalı hesaplandığını,
Davacının talep sonucu 5484,38 m2 alanın kendi lehine tapuya kayıt ve tescilini talep etmiş olduğu halde, mahkemece 4113,28 m2 alanın davacı lehine tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, bu durumda gayrimenkul miktarı ve dava değerine göre kısmen kabul kısmen ret kararı verilmesi gerektiğini,
Davalıya veya ferağ vekili olarak görevlendirilen kişiye başvurmadan davalı aleyhine dava açılmasında davacının hukuki yararı olmadığını,
Dava konusu taşınmazlar hakkında arazi toplulaştırması kapsamında olduğuna dair şerh bulunması sebebiyle söz konusu taşınmazların satışı veya devrinin hukuken mümkün olmadığını,
4113,28 m2 alanın devri halinde müvekkilin elinde ekonomik bütünlüğe elverişli olmayan 1371.1 m2 ... kalacağı bu durumun ... Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na aykırı olacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminat istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 688,706 ve 716 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 ... maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddeleri.
2. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 371 nci maddesi.
1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Bilindiği üzere TMK'nın 688 ... maddesi hükmüne göre paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan birşeyin tamamına belli paylarla maliktir. Öte yandan HMK'nın 297/2 nci maddesi hükmü gereğince hakim taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermelidir.
3. Somut olayda; mahkemece dava konusu taşınmazlarda davalının payı oranında iptali ve tescil hükmü kurulması gerekirken TMK'nın 688 ... maddesine aykırı olacak şekilde ve infazı ... bulunmayan "m2" üzerinden iptal ve tescil hükmü kurulması hatalı olduğu gibi; hüküm fıkrasında davalı ... yönünden 120 parsel sayılı taşınmazdaki payı da tapu kayıtlarına göre denetlenebilir değildir.
Hâl böyle olunca davaya konu taşınmazlarda, gerektiğinde bu konuda bilirkişi raporu da alınmak suretiyle davalının pay oranları belirlenerek infazı ... bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.