Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı İçişleri Bakanlığı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin maliki ve diğer davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın, davacı ...'e ait olup diğer davacı ... idaresinde olan araca tam kusurlu olarak 28.12.2012 tarihinde çarpması ile davacı ...'in yaralandığını, çalışamaz ... geldiğini, tedavi için harcamalar yaptıklarını, araçlarının pert olduğunu araç bedelini ve kullanamamasından kaynaklanan zararlarının tazmini gerektiğini, davalının polis memuru olarak çalıştığını ve kazanın mesai saatleri içinde meydana geldiğini, Bakanlığın istihdam eden sıfatı ile zarardan sorumlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile davacılar lehine şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat, davacı ... lehine kendi yaralanmasına dayalı olarak 20.000,00 TL, lehine babasının yaralanmasına dayalı olarak 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 03.03.2021 tarihli dilekçesiyle 3.200,00 TL değer kaybı ve 682,00 TL taksi ücreti olmak üzere talebini 3.882,00 TL olarak artırdığını beyan etmiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde; kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, yolda aniden durmak suretiyle kazanın meydana gelmesine neden olan plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, avans faizi talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2013/159 Esas, 2013/747 Karar sayılı kararıyla; trafik kayıtlarına göre, 34 LFR 30 (34 A 93107) plaka nolu araç olay tarihi itibarıyla davalı Doğuş şirketine kayıtlı olup 15.12.2011-14.12.2013 tarihleri arasında Kartal Polis Hizmetlerini Geliştirme Derneğince kiralanarak Kartal İlçe Emniyet Müd. Hizmetlerine tahsis edildiği, 34 AU 166 plaka nolu aracın ise olay tarihinde davacı ... adına kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı sürücünün kullandığı aracın şirket adına kayıtlı ise de gözetim ve bakım yükümlülüğünün kiralayan 3. kişiye ait olduğu, bu nedenle şirketin zarardan sorumlu olmayacağı, bu nedenle davalı Doğuş Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verilmesi gerektiği, davalı ...'ın kaza sırasında resmi görevli olduğu, bu nedenle ancak idare aleyhine dava açılabilecek olması nedeni ile pasif husumet ehliyeti olmaması nedeni ile davanın reddi gerektiği, Bakanlık aleyhine ise kamu hizmeti sırasında verilen zararlardan dolayı ancak idari yargıda dava açılabilecek olması nedeni ile görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalılar Doğuş Pırlanta ve ... yönlerinden davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle reddine, davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan davada idari yargının görevli oluşu nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.10.2016 tarihli ve 2014/10859 Esas, 2016/9008 Karar sayılı ilamıyla; Aracını uzun süreli kiralayan davalı Doğuş Ltd. Şti'nin işleten sıfatı bulunmadığının kabulü ile bu davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Dosya kapsamındaki araç tescil kayıtlarına göre, davalı İçişleri Bakanlığı'na bağlı olarak görev ifa eden, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne tahsis edilmiş olan aracın karıştığı kazada meydana gelen zararlardan, davalı İçişleri Bakanlığı'nın sorumluluğu, hizmet kusuruna değil araç işletenin sorumluluğu ilkelerine dayanmakta olup bu kuralları uygulamakla görevli olan yargı kolu da adli yargı olduğundan, mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilmeksizin yargı yolu bakımından usulden red kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece, davalı araç sürücüsü ... hakkında, davalının olay tarihinde kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ve kamu görevlisi sıfatıyla hizmet ifa ederken zarara sebep olduğu ve kişisel kusuruna dayanılmadığından davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, husumetten red kararı verilmiştir. Davaya konu edilen zarar doğurucu haksız fiil, trafik kazası şeklinde gerçekleşmiş olup, davalı sürücü ... da haksız fiil faili konumunda olduğu ve sorumluluğunun temelini Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri oluşturduğundan, bu davalı aleyhine KTK hükümlerine göre müteselsil sorumlu olarak dava açılabileceğinden, yazılı gerekçelerle husumetten red kararı verilmesi doğru değildir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin karar düzeltme isteği Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.07.2017 tarihli ve 2017/1918 Esas, 2017/7259 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan kusur raporları ile davalı ...'tın kazada %100 oranında kusurlu bulunduğu, davacıların taleplerinin değerlendirilmesi için alınan rapor ile araçtaki değer kaybının 3.200,00 TL olduğunun belirtildiği, hasar dosyasının mevcut olmaması nedeni ile hasar tespiti yapılamadığı, sebepsiz zenginleşmeye mahal vermemek şartıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiği, 3.200,00 TL değer kaybının kabul edildiği, davalı şirketi yönünden pasif husumet nedeni ile verilen red kararının yargıtay tarafından onandığından bu davalı açısından tekrar karar verilmediği gerekçesi ile 3.200,00 TL araç değer kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı İçişleri Bakanlığı ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 5.000,00 TL, davalı ... yönünden 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı İçişleri Bakanlığı ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar veilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı İçişleri Bakanlığı ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili; idarenin kazada kusuru ve sorumluluğu olmadığını, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili; mahkemenin davaya bakmakla görevli olmadığını, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, araçtaki değer kaybının nasıl belirlendiğinin anlaşılamadığını, yeteri kadar inceleme yapılmadığını belirtmiştir.
Uyuşmazlık, davalı sürücünün kullandığı ve davalı Bakanlığın işleteni olduğu aracın, davacı ...'e ait ve diğer davacı ... idaresinde olan araçla karıştığı 28.12.2012 tarihli trafik kazası sonucu davacının aracında meydana gelen değer kaybı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,88,106 ve 110 uncu maddeleri.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığının anlaşılmasına, davalı sürücünün kullandığı aracın Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü hizmetine tahsis edilmiş olmasına, davalı İdarenin aracın işleteni olması ve alınan kusur raporu ile davalı sürücünün kazada asli ve tam kusurlu bulunmasına, bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun olmasına, manevi tazminat miktarlarının kusur durumu, sosyal ve ekonomik durum gereği yeterli bulunmasına göre; davalıların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı İçişleri Bakanlığı ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalı İçişleri Bakanlığından harç alınmamasına,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.