Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan müvekkilinin aracına, davalıya sigortalı araç sürücüsünün 16.05.2011 tarihinde çarpması neticesinde davacının %50 oranında malul kaldığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak kaydı ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı için şimdilik 8.000,00 TL maddi tazminatın 16.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce kendilerine başvuru yapılmadığını, tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, davacının müterafık kusuru olup olmadığının araştırılması, tespiti halinde ise tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının kalıcı sakatlığının ve gelirinin ispatlanması gerektiğini, hatır taşıması olup olmadığının araştırılmasını, Sosyal Güvenlik Kurumundan rücuya tabu ödeme alınıp alınmadığının belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemenin 25.02.2014 tarihli ve 2011/559 Esas, 2014/81 Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumundan verilen raporda davacının %6 oranında sürekli iş göremezliği, 6 ay geçici iş göremezliği olduğu, kusur raporuna göre davalıya sigortalının %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusuru bulunduğunu, aktüerya raporuna göre yapılan hesaplama ile davalının yaptığı 10.000,00 TL ödemenin de tenzili neticesinde bakiye 2.958,97 TL tazminat alacağı kaldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 2.958,97 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.03.2017 tarihli ve 2014/14817 Esas, 2017/2559 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
"Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Bu duruma göre ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre zararının hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açıktır. Bu duruma göre asgari geçim indiriminin dikkate alınmak suretiyle belirlenen ücretle pasif devre maluliyet zararını hesaplayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirkişiden ek rapor alınarak destek tazminatı belirlenmelidir. Dosya içerisinde mevcut belgelerden, davalı tarafından davacıya 10.000 TL maddi tazminat zararı olmak üzere toplam 14.094,50 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Davalının ödemesinde işlemiş faiz, vekalet ücreti ve yargılama gideri de dahildir. Mahkeme ise bakiye kalan alacak üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş ise de, toplam miktar üzerinden davalının ödemeleri düşülerek bakiye vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir," denilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bozmaya uyularak yargılamaya devam edildiği, alınan ek aktüer rapor ile bozma ilamı gereğince pasif dönemde asgari ücrete AGİ dahil edilmeden hesaplama yapıldığı, davalının 10.000,00 TL yaptığı ödemenin tenzili ile bakiye 2.435,00 TL bakiye tazminat miktarının belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 2.435,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bakiye miktar hakkında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ödeme yaptıklarını ve sorumluluklarının kalmadığını, davacının emekli olmasına rağmen aktif dönem gibi hesaplama yapıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 16.05.2011 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları,
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayıla Kanunun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, pasif dönem hesabında AGİ dahil edilmemiş asgari ücretin dikkate alınmış ve faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmiş olmasına, davanın zamanaşımına uğramamış olmasına, hesap raporu ile yapılan ödemenin yeterli olmadığının anlaşılmasına göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.