Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ana yüklenicisi olduğu Proje kapsamında çalışan personelin taşımacılığını yaptığını, davalı ile dava dışı borçlu ... İnş. A.Ş.'nin müvekkilinin hizmet bedellerini ödemediklerini, davalı ile dava dışı ... A.Ş.'nin birlikte hareket ettiğini, proje kapsamında tüm borçların dava dışı şirket üzerinde oluşturulduğunu, proje tamamlanınca birbirinden bağımsız şirketlermiş gibi hareket edildiğini, davalının diğer borçlu ile muvazaalı şekilde hareket ederek diğer borçlu şirketin içinin boşaltıldığını, davalı ve dava dışı şirketin yetkililerinin talebi üzerine müvekkilince faturaların dava dışı ... A.Ş. adına kesildiğini, fatura karşılıklarının zaman zaman iki şirket tarafından da ödendiğini, sonraki süreçte hizmet bedellerinin ödenmediğini, davalı ve dava dışı yüklenici şirket aleyhine başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini, diğer borçlu hakkındaki takibin kesinleştiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, dava dışı yüklenici şirket çalışanlarına yapılan ödemelerin sözleşme kapsamında dava dışı şirketin hak edişlerinden kesinti yapılarak ödendiğini, müvekkili ile dava dışı şirket arasında muvazaalı işlem bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
1.İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2016 tarihli ve 2015/1084 E., 2016/498 K. sayılı ilamı ile davalının yerleşim yerinin Ankara'da olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazının kabulü ile karar kesinleştiğinde başvuru halinde dosyanın görevli ve yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar, Dairemizin 05.12.2016 tarihli ve 2016/13452 E., 2016/9337 K. sayılı ilamı ile onanmış, Mahkemenin 26.12.2017 tarihli ve 2017/111 E., 2017/846 K. sayılı kararı ile davalı şirketin takip tarihindeki yerleşim yerinin Ankara olduğundan yetkili icra dairesinin Ankara İcra Dairesi olduğu, İstanbul İcra Dairelerinin yetkisiz bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 15.06.2020 tarihli ve 2019/4797 E., 2020/2875 K. sayılı ilamı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50 nci maddesi yollamasıyla olaya uygulancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesi uyarınca, dava konusu icra takibinin yetkili icra dairesinde ikame edildiğinin kabulüyle işin esasına girilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf defterlerinin ve dava dışı ... A.Ş.'nin defterlerinin incelendiği, davalının defterlerinde davacı ile ilgili bir kayda rastlanmadığı, dava konusu faturaların davacı ile dava dışı yüklenici şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, defterlerin birbirini doğrulaması karşısında fatura içeriklerinin doğru olduğu ve hizmetin verildiğinin değerlendirildiği, davalı ile birlikte aleyhine takip başlatılan dava dışı yüklenici şirket yönünden takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, dava dışı şirket kayıtlarında bir takım ödemeler mevcut ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada bu ödemeler cari hesaptan düşülmüş ise de defter kayıtlarında ödeme olması tek başına ödemenin ispatı mahiyetinde olmayacağından ve ödeme ile ilgili ispat yükü davalıda olup hesap dökümünde banka ve çek aracılığı ile yapılan ödemeler dışındaki makbuz vs. için tevsik edici belgeler ve ispata elverişli başkaca delil sunulmadığından ödemeler yönünden rapora itibar edilmediği, davalı her ne kadar davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını savunmuş ise de davalı iş sahibi ile dava dışı yüklenici arasında yapılan sözleşme kapsamında yürütülen hizmetin ifası nedeni ile uyuşmazlığın doğduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmede yüklenicinin sorumlulukları ile ilgili davalarda iş sahibi davalının muhatap olması karşısında rücuya ve hakediş kesintilerine ilişkin hükümlere yer verildiği, böylelikle davalının borca muhatap olduğunda husumet savunmasında bulunamayacağı, davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki hizmet işinin ifası neticesinde düzenlenen faturalar gereği hizmetin verildiği, bir kısım ödeme yapıldıktan sonra bakiye ödemenin yapılmaması üzerine davalı iş sahibi ile dava dışı yüklenici aleyhine icra takibi başlatıldığı, dava dışı yüklenici yönünden takibin kesinleştiği, davalının takibe itirazının asıl alacak yönünden yerinde olmadığı, davalı temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faize itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 51.316,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faize ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığını, davacının taşımasını yaptığı personelin dava dışı ... A.Ş.'nin çalışanları olduğunu, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin dava konusu projenin yapımını üstlendiğini, dava dışı ... A.Ş. ile 27.02.2013 tarihli yüklenici sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme hükümleri uyarınca müvekkili tarafından yapılan işçilik, SGK vd. ödemelerinin ... A.Ş.'nin işçilerinin davacı tarafından taşınma hizmetine de sirayet edeceğinin düşünülemeyeceğini, dava dışı şirkete yapılan ödemelerin hak edişinden mahsup edilerek cari hesaba yansıtıldığını, somut uyuşmazlık bakımından müvekkiline husumet yüklenmesini gerektiren hukuki bir dayanak bulunmadığını, müvekkili ile ... A.Ş. arasında hukuki, fiili ve organik bağ olmayıp dava dışı şirketin müvekkilinin alt yüklenici olarak çalıştırdığı 232 taşeronunundan yalnızca biri olduğunu, işleri zamanında tamamlayamaması nedeniyle sözleşmesinin de feshedildiğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davacının dava konusu alacağını davalıdan talep edip edemeyeceğine ilişkindir.
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi ve devamı maddeleri.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının dava dışı yüklenici ... A.Ş. ile davalı şirket arasındaki 27.02.2013 tarihli sözleşme kapsamında davalı iş sahibinin işçilerini taşımasına, dava konusu uyuşmazlığın bu taşımadan kaynaklandığının anlaşılmasına, işçilerin yol giderinin de işçilik haklarından sayılmasına, davalı ile dava dışı yüklenici ... A.Ş. arasındaki sözleşmenin 22.11. maddesinde "yüklenicinin hakedeşinin ödenebilmesi için gerek kendisi gerekse görevlendirdiği alt yükleniciler ile ilgili sözleşmede belirtilen belgeleri, hakedişlerin ait olduğu ayı takip eden ayın ilk haftasına kadar iş sahibinin şantiye birimine vermek zorunda olduğu, bu belgeleri süresinde vermeyen yükleniciye hakediş ödemesi yapılmayacağı, yüklenicinin bu sözleşme gereği taahhüt edilen iş ile ilgili olarak 5510,1475,4857 ve 4447 sayılı Yasalara, yönetmeliklere, tüzüklere ve tebliğlerde belirtilen hususlara aynen uymak zorunda olduğu, bu hususlarda uygulanacak her türlü cezai, mali ve hukuki sorumluluğun müstakilen ve münferiden yükleniciye ait olduğu, bu hususlarda gereken ödemelerin yüklenici tarafından yapılmaması nedeniyle iş sahibi tarafından yapılacak tüm ödemelerin ferileri ile birlikte yüklencinin hakedişinden kesileceği, hakedişin olmaması halinde mevcut teminatlardan, bu yetmediği taktirde kendisinden ayrıca tahsil edileceği, bu sözleşmede yer almayan konularda Borçlar Kanunu, İş Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve İşsizlik Kanunu ile ilgili tüzük ve yönetmeliklerin uygulanacağı" hükmünün düzenlenmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
işçilerin taşınmasına yönelik hizmet akdinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı şirketin iş sahibi, dava dışı ... A.Ş.'nin ise yüklenici olduğu belirtilmek suretiyle adı geçenler arasında 27.02.2013 tarihinde Faz-1 Eksik Mekanik Tesisat İmalatlarının Tamamlanması Sözleşmesi imzalanmıştır. İşin konusunu, sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen şekilde, işçilik ve kısmi malzemeli olarak birim fiyatla yapılması oluşturmaktadır.
Sözleşmenin 13. 4 maddesine göre, teknik kadro ve diğer elemanların, işçilerin istihdamı yükleniciye aittir. 13. 5 maddesine göre ise, iş sahibi yetersiz gördüğü işçilerin ve teknik personelin değiştirilmesini isteyebilir. Keza Sözleşmenin 13. 6. maddesinde uyarınca yüklenicinin işçi sayısı ve çalışmalarına ilişkin hükümler bulunmaktadır.
Yine davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan sözleşmenin 18. 33 maddesinde, " yüklenici personelinin, konaklama yeri/yerleri - şantiye arası servis hizmeti ile ulaşımı.... yüklenici tarafından karşılanacaktır. " hükmü yer almaktadır.
Dava dışı şirket, davalı ile anılan sözleşmeyi imzaladıktan sonra işçilerinin taşınması hizmetini davacı ...'a vermiştir. Taşıma hizmetine ilişkin akdi ilişki davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında kurulmuştur. Nitekim bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, davalı şirket defterlerinde taşıma hizmeti faturalara ilişkin bir kayıt bulunmadığı gibi dava dışı şirket defterlerinde kayıtlı olan faturalara ilişkin dava dışı şirketin yapmış olduğu ödemeler sonucunda bakiye borcu bulunduğu tespit edilmiştir.
27.02.2013 tarihli sözleşmenin 13. 4. ve 18. 33 maddelerinden de anlaşılacağı üzere istihdamı yükleniciye ait olan yüklenici işçilerinin, personelin ulaşım hizmeti dava dışı yüklenici de olup, davacı ile dava dışı şirket arasında kurulan akdi ilişkiden kaynaklanan borçtan davalının sorumlu olacağına dair bir hüküm sözleşmede bulunmamaktadır.
Sözleşmenin 22 nci maddesi, iş sahibi tarafından yüklenici hakedişinin ödenebilmesi için 5510 (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu), 4437 (İşsizlik Sigortası Kanunu), 1475 (İş Kanunu) ve 4857 (İş Kanunu) sayılı yasalar gereğince sigorta işleri ile ilgili olarak iş sahibine ibrazı zorunlu bilgi ve belgeler başlığını taşımaktadır. 22 nci maddenin alt fıkraları ise bu kanunlardan kaynaklanan sorumlulukları ve yapılacakları düzenlemektedir. Sigortalıların işe girişleri, işçi ücretinin ödenmesi, sigorta prim bildirimleri ve ödemeleri, işsizlik sigortası belgeleri, ilişiksiz belgesinin alınması, iş sağılığı ve güvenliği, yüklenicinin alt yüklenicilerle birlikte sorumluluğu, hakediş ödemesi gibi, nitekim 22. 11. de 5510,1475,4857 ve 4447 sayılı Kanun'lar da belirtilen hususlara uyulmaması, bu hususlarda gereken ödemelerin yüklenici tarafından yapılmaması halinde iş sahibi (davalı) tarafından yapılacak ödemelerin yüklenici hakedişinden kesileceği hüküm altına alınmıştır.
Zira 4857 sayılı İş Kanun'un 2 nci maddesinde belirtildiği üzere asıl iş veren, alt iş verenin işçilere karşı o iş yeri ile ilgili olarak İş Kanun'undan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt iş veren ile birlikte sorumludur.
Yine 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi uyarınca ".... sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl iş veren, bu Kanunun iş verene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt iş veren ile birlikte sorumludur." Dolayısıyla yukarıda bahsi geçen sözleşme hükümleri iş sahibi davalının sözleşmelerin nispiliği ilkesini bertaraf eden kanundan kaynaklanan sorumluluğundan dolayı düzenlenmiş hükümlerdir. Anılan hükümler uyarınca işçi veya SGK tarafından açılmış bir dava somut olayda sözkonusu değildir.
Yerel mahkemenin "yüklenicinin sorumlulukları ile ilgili davalarda iş sahibi davalının muhatap olması karşısında rücu ve hakediş kesintilerine ilişkin hükümlere yer verildiği" şeklindeki gerekçesi ise yerinde olmayıp, ilgili maddelerin taşıma hizmetini de kapsayacağı şekilde yorumlanamaz.
Tüm bu hükümler, dava dışı yüklenici ... A.Ş.'nin davacı ile yapmış olduğu taşıma hizmetine ilişkin sözleşme bedelinin ödenmemesinden dolayı davalı asıl işverenin sorumluluğunu da gerektirmez. Zira her iki sözleşme birbirinden farklı sözleşmeler olup anılan hükümlerin bu ilişkiden kaynaklanan alacağı kapsadığı şeklinde yorumlanması sözleşmelerin nispiliği ilkesine ters düşer.
Ayrıca davalı tarafından, dava dışı şirketin talebi üzerine, bu talebin kabul edilerek hakedişinden kesilmek suretiyle tek bir faturaya yönelik yapmış olduğu ödeme ise ilişkideki tüm ödemelerin yapılacağı anlamına gelmeyecektir. Zira faturalar dava dışı şirket adına kesilmiş, ödemelerde defter ve kayıtlara göre dava dışı şirket tarafından yapılmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi işçilerin SGK ödemelerinin veya bir kısım ödemelerinin davalı tarafından anılan Kanun hükümleri uyarınca yapılmış olması, yüklenicinin alt taşeronlarla yapmış olduğu ilgili kanunların dışındaki hususlardan doğan özel hukuk sözleşmelerindeki borçlardan da sorumluluğu gerektirmez.
Kaldı ki, davalı tarafından ibraz edilen ve dava dışı şirket ile yapılan sözleşmede yer alan hususlardan kaynaklanan ödemelere ilişkin dekontlarda ödemenin dava dışı şirket adına yapıldığı açık olduğu gibi davacı tarafından işçilerin davalı işçisi olduğu dair iddiaya yönelik dosyada delil bulunmadığı ve bu hususun davalı tarafından da kabul edilmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Yine sözleşmede de işçilerin istihdamına ilişkin açık hükümler mevcuttur.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım.