Davanın Kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalının 3. Celse duruşmaya geldiği, bu sebepten hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği, ne var ki İlk Derece Mahkemesince duruşma esnasında davalının adres tespitinin yapılmadığı, bu sebeple sonraki yapılan ilanen tebligatların usulsüz olduğu, böylece davalı temyizinin süresinde olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahdidin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı orman kadastro işlemleri ise, 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli 656 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığını belirterek tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili talep etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin kararıyla, dava konusu 656 parselin kesinleşmiş orman sınırlarında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, yapılan tebligatların hukuka aykırı olduğunu ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, orman iddiasına dayalı açılan tapu iptali ve tescil davasında taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkindir.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesi,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca davalıdan harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.