K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, bedelsiz senedi kullanma, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
... Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2021 tarihli ve 2020/4953 Soruşturma, 2021/12696 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/5123 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 16.03.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.08.2022 tarihli ve 2022/16364 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/113327 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/113327 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müştekinin beyanında şüpheli ile ... Kafe isimli işyerine 2013 yılına kadar ortak olduklarını ticari işlemlerinde ortak olarak imzaladıkları çek ve açık senetleri ortaklık ilişkisi boyunca üçüncü kişilere verdiklerinı, 2019 yılının eylül ayında kendisine ... İcra Dairesi'nin 2020/5130 esas sayılı dosyasında alacaklısı ..., borçlusu kendisi olan 3.200,000,00 Türk lirası değerinde icra takibinin geldiğini, bu icra takibine konu senetten haberinin olmadığını, kendisinin böyle bir senet doldurmadığını, şüphelinin ortaklık ilişkisinden kalan senetlerden birini ...'ya vererek kendisine icra takibi başlattığını iddia ederek şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturma sonunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 01/10/2021 tarihli karar ile, uzmanlık raporuna göre senetteki imzanın müştekiye ait olduğu ve senedin bedelsiz kaldığı iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209. maddesinde yer alan ''..Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç ... bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..'' şeklindeki düzenleme ile açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun tanımının yer aldığı,
Şüphelinin 24/07/2020 tarihli beyanında, müşteki ile ortaklıktan ayrılmadan 5-6 ay öncesine kadar işletmede kullanılmak üzere galericilik yapan...den 3.000.000,00 Türk lirası borç aldıklarını, ayrıldıktan sonra bu borcu ...'dan borç alarak kapattığını, ...'ya olan borcuna karşılık da anılan senedi verdiği, senedin imzalar dışındaki boş kalan kısımlarının kimin doldurduğunu hatırlamadığını ifade ettiği,
05/08/2021 tarihli uzmanlık raporunda senetteki imzaların müşteki ve şüpheliye ait olduklarının belirtildiğinin anlaşılması karşısında; şüphelinin, ortaklık ilişkisinden kalan, ortaklık süresince ticari işlemlerde kullanılmak üzere müşteki ile beraber imzaladıkları senedi ortaklık ilişkisi bittikten sonra kullanım amacı dışında, müştekinin rızası olmadan üçüncü bir kişiye miktarı ve lehdarını doldurarak vermesi konusunda açığa imzanın kötüye kullanılması suçu yönünden mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi Mehmet Gümüştoka ile şüpheli ...'ın ... Doğa Dinlenme Tesisleri Gıda Tar. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ortakları olup, 11.06.2013 tarihli Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile bu ortaklıklarını sonlandırdıkları, şikâyetçinin şüphelilere herhangi bir borcu bulunmadığı halde, şüpheli ... tarafından keşidecileri şüpheli ... ve şikâyetçi olan 14.000.000,00 TL bedelli senedin 3.200.000 TL üzerinden, ... İcra Dairesinin 2020/5130 sayılı dosyası kapsamında yalnızca şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması ile şüpheli ...'ın beyanında, şikâyetçi ile ortaklıkları devam ederken işletmede kullanılmak üzere galericilik yapan müteveffa...den 3.000.000,00 TL borç aldıklarını ve suça konu senedi verdiklerini, bu borcu şüpheli ...'dan borç alarak kendisinin ödediğini, borcuna karşılık da senedi verdiğini, senedin imzalar dışındaki boş kalan kısımlarını kimin doldurduğunu hatırlamadığını beyan etmesine karşın, şüpheli ...'ın çalışanı olan şüpheli ...'nın beyanında, ...'ın müteveffa babasından aldığı borca karşılık senedi dolu vaziyette kendisine verdiğini bildirmesi, senedin üzerinde uygulamada 07.08.2003 tarihli ve 25192 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkındaki Kanun ile yürürlükten kaldırılan damga pulunun bulunması karşısında; suça konu senet üzerindeki yazıların şikâyetçi veya şüphelilerin eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu senetten kaynaklanan icra/hukuk dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şikâyetçi vekilinin dilekçesinde bildirilen mali müşavir Ramazan Kibar'ın açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek olayla ilgili bilgisine başvurulması, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/19709 Soruşturma sayılı dosyası getirtilip incelenerek, onaylı bir suretinin bu dosyaya eklenmesi ve suça konu senede ilişkin icra takibinin bu soruşturmanın tamamlanmasından sonra gerçekleştiği hususu da dikkate alınarak mükerrer soruşturma olup olmadığının belirlenmesinden sonra, sonucuna göre; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı ve şüpheli ...'nın eyleminin senedin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan zorunlu unsurları taşıdığının belirlenmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, diğer şüphelinin eylemlerinin ise bu suçlara iştirak niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken; "...Müşteki vekilinin şikayetine konu olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığımız 2019/19707 sayılı soruşturma dosyasından dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu sebeple mevcut soruşturmanın bu suçlar yönünden mükerrer kayıt olduğu, bedelsiz senedi kullanma suçunda senedin bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatının zorunlu olduğu, olaya konu senedin bedelsiz kaldığı hususunda herhangi bir yazılı belge tespit edilemediği," şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenlerle yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/5123 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.11.2023 tarihinde karar verildi.