Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2020 tarih ve 7-2016/315090 sayılı iade yazısı ile, 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ... hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ele geçen kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verilmiştir.
2.Yukarıda bahsi geçen kararın katılan vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2020 tarih ve 7-2016/315090 sayılı iade yazısı ile, 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası yapılan yargılamada; Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2020 tarihli ve 2020/325 Esas, 2020/339 Karar sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ... hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ele geçen kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracı üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.09.2022 tarihli ve 7-2021/80000 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsaderesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir.
Sanığın temyiz sebepleri; hakkında beraat kararı verilmesi, etkin pişmanlıktan yararlanması gerektiğine ilişkindir.
1.Kaçakçılıkla mücadeleye yönelik olarak kolluk birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında, sanığın sevk ve idaresindeki 34 EH 3423 plaka sayılı araçta, Bitlis Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/747 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın sökülmüş arka koltukların bulunması gereken yerde, sağ ön koltuk bölümünde ve bagaj kısmında 1.210 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın aşamalardaki savunmasında; ismini ... olarak bildiği bir şahıs tarafından temin edilerek kendisine teslim edilen kaçak sigaraları kiraladığı araca yükleyip yola çıktığını, Batman'da satmayı amaçladığını beyan ettiği görülmüştür.
3.Suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının kayden maliki olan şirket yetkilisi dinlenmiş, beyanında; aracın sanığa dosyaya ibraz ettikleri kiralama sözleşmesi ile kiraya verildiğini, aracın suçta kullanılacağını bilmediklerini, sanıktan şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini belirttiği görülmüş, dosyada fotokopisi mevcut araç kiralama sözleşmesinden, aracın ... Oto Kiralama Şirketi tarafından 06.06.2015 tarihinde sanığa kiraya verildiği anlaşılmıştır.
4.Dosyada mevcut bilirkişi raporunda, nakil aracında gizli bölme bulunmadığının, eşyanın hacmen ve ağırlık olarak aracın taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturmadığının, aracın olay tarihindeki yaklaşık piyasa değerinin 51.500,00 TL olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
5.Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında, eşyanın gümrüklenmiş değerinin 82.107,07 TL olduğu belirlenmiş olup, bu değerin suç tarihi itibariyle Dairemiz kabulüne göre normal olduğu anlaşılmıştır.
A.Nakil Aracı Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Olay ve Olgular başlığı altında değinilen hususlar karşısında; yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı değilse de malen sorumlunun ... niyetli olduğunun aksine bir delil bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla katılan ... İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B.Sanık Hakkında Verilen Hüküm Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
1.Uyap kayıtlarında yapılan incelemede, aynı olay nedeniyle Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/405 numaralı iddianamesi ile sanığın da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları uyarınca dava açıldığı ve davanın halen Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 2021/116 Esas numarası ile derdest olduğu anlaşılmakla mükerrer yargılamaya mahal vermemek açısından anılan dosyanın temyiz incelemesine konu iş bu dosya ile birleştirildikten sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 09.06.2015, iddianame düzenleme tarihinin 03.08.2015 olduğu, Baykan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/92 Esas numarasında kayıtlı olup halen derdest bulunan dosyasında suç tarihlerinin 30.05.2015 ve 05.06.2015, iddianame düzenleme tarihlerinin ise 31.08.2016 ve 29.08.2016 olduğu anlaşılmakla;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyanın incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
A.Nakil Aracı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının iadesine yönelik kararda, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden kararın, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2020 tarihli ve 2020/325 Esas, 2020/339 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanığın da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
1)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık/sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanığın temyizine göre de
incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2)Yerel Mahkemenin 15.12.2020 tarih ve 2020/339 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın iadesine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994,1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.23.11.2023