Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 14.12.2012 tarihinde davalılardan n sürücüsü olduğu, diğer davalıya ait minibüste yolcu olarak bulunan davacıların eşi/babası n, davalı ...'in kusuru ile meydana gelen tek taraflı kazada vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların her bir davacı için 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 75.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 05.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 53.841,35 TL'ye yükseltmişir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın mülkiyetinin müvekkili adına olsa da uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile aracın kiralandığını, bu nedenle müvekkilinin işleten sıfatı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların SGK ve Ziraat Bankası Vakfından toplu para aldıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin 05.03.2015 tarihli ve 2013/51 Esas, 2015/111 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile için 34.490,51 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi, için 1.845,82 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... İçin 5.336,99 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi ve için 16.207,63 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/5387 Esas, 2018/12387 Karar sayılı kararı ile; davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "Somut olayda, mahkemece kazaya karışan aracın, maliki olan ... tarafından dava dışı İnşaat Taah. Taşımacılık ith. İhr. Tic. San Ltd Şti.'ye 10 yıllık süre ile kiralandığı belirtilmiş ve bunu gösteren kira sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, uzun süreli araç kira sözleşmesinin akdedilmesi nedeniyle ...'nın işletenlik sıfatının sona erdiği, aleyhine açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı; somut olay bakımından SGK tarafından davacılara yapılan ödemelerin peşin sermaye değerlerinin belirtilmesine rağmen bu hususta yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı; davacılar lehine takdir olunan manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
1. Dairenin yukarıda belirtilen ilamına karşı süresi içinde davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.12.2020 tarihli ve 2019/2632 Esas, 2020/8602 Karar sayılı kararı ile; "Her ne kadar, bozma ilamında; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu belirtişmiş ise de; manevi tazminatın takdirinde isabetsizlik bulunmadığı; davacı desteği ’ın vefatından önce Ziraat Bankası şube müdürü olarak görev yaptığı, SGK tarafından davacı hak sahiplerine dul yetim aylığı bağlandığı, bağlanan ölüm aylığının peşin değerli gelire dönüştürülemeyecek aylıklardan olması ve 06.03.1978 tarih ve 1978/1 Esas, 1978/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gereğince, destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında, Emekli Sandığı tarafından bağlanan gelirlerin indirilemeyeceği hususları bir arada gözetildiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda SGK tarafından davacılara yapılan ödemelerin mahsup edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle karar düzeltme talebi kısmen kabul kısmen reddi ile bozma ilamının 2 numaralı bendi aynen muhafaza edilerek sair hususlar düzeltilmiştir.
Mahkemenin 02.11.2021 tarihli ve 2021/167 Esas, 2021/436 Karar sayılı kararı ile; davalı ... yönünden davanın reddine, davanın kısmen kabulü ile için 34.490,51 TL maddi 40.000,00 TL manevi, için 1.845,82 TL maddi 30.000,00 TL manevi, ... İçin 5.336,99 TL maddi 30.000,00 TL manevi ve için 16.207,63 TL maddi 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kazaya karışan otobüste Yıldızeli Belediyesi ibaresinin yazılı olduğunu, Belediye adına taşıma işi yapıldığını, otobüslerin, belediyeye bağlı olarak çalıştıklarını ve denetimlerinin de Belediye tarafından yapıldığını, bu işten kâr da elde edildiğini, davalı ...'nin işleten sıfatının kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hesaplanan tazminattan indirilmesi gereken peşin sermaye değeri bulunmamasına rağmen kararda bu hususta hüküm fıkrasına yer verilmesinin hatalı olduğunu, davacıların gerçek maddi zararının belirlenmesi için son asgari ücret baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davalı ...'in kendisini vekil ile temsil ettirmediğini, kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, manevi tazminat önceden belirlenebilir olmadığından manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddedilmesinde davacıların kusurunun bulunmadığını, bu nedenle manevi tazminatın reddedilen kısmı için hükmedilen vekalet ücretinin adaletle bağdaşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta yolcu olan desteğin ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.