Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen ve maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı dahili davalı ... (SGK) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.10.2007 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın davacının yolcu olduğu motosiklete çarparak yaralanmasına sebep olduğunu, davacının aylarca yoğun bakımda kaldığını ve meşakkatli bir tedavi sürecinden geçtiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 17.077,00 TL tedavi masrafının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan (davalı ... poliçe limit ile sınırlı sorumlu tutulmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; dahili dava dilekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan tedavi giderlerinin müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, poliçe hükümlerini tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'inde bulunarak kusura itiraz ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'inde bulanarak davanın her türlü hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin 24.03.2016 tarihli ve 2009/364 Esas, 2016/99 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre davalılar ... (Anadolu Sigorta) ile ... aleyhlerinde açılan davaların husumet nedeniyle reddine, dahili davalı ... (SGK) aleyhinde açılan davanın ise kısmen kabulü ile 12.000,00 TL alacağın, temerrüt tarihi olan 15.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Hukuk Dairesinin 15.10.2019 tarihli ve 2017/514 Esas 2019/9406 Karar sayılı ilamıyla; "Yargılama sırasında, 25.02.2011 tarihinde 6111 sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" yürürlüğe girmiştir.
Bu kanunun 59 uncu maddesi ve geçici madde 1 ile trafik kazası sebebi ile kazazedelerin sağlık hizmet bedellerinin, sosyal güvenceleri olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik kurumu tarafından karşılanacağı ve yine bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre; 6111 sayılı Kanun gereği yasanın yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeni ile sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının talep ettiği dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumludur.
Somut olayda, davacı ... için yapılan tedavi giderlerinin tümü faturalı (belgeli) olup; Mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu yönünden Devlet Hastanelerinde uygulanan tedavi ücretleri esas alınarak hesaplama yapılması doğru değildir. Mahkemece tedavi giderlerine ilişkin faturaların hizmet ile uyumlu ve gerekli olup olmadığı konusunda, kaza ile illiyet bağı bulunan ve 6111 sayılı Yasa kapsamında kalan tüm belgeli tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olacağı dikkate alınması gerekmekte iken bunun gözetilmemesi doğru değildir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre davacı tarafından sunulan deliller dikkate alınarak hazırlanacak denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.
2-Diğer yönden, SGK vekili tarafından, davacının trafik kazası sonucu yaralanmasından kaynaklı toplam 15.698,18 TL hastane sağlık hizmeti ve reçete karşılığında ilaç bedeli ödendiğine ve yapılan ödemelerin Kurum tarafından rücuen Ray Sigorta A.Ş'den tahsil edildiğine ilişkin belgeler dosyaya ibraz edilmiş olup, söz konusu ödemenin irdelenip mahsup edilmesi gerekip gerekmiyeceğinin tartışılmasının eksik incelemeyle karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre, eldeki davanın tarihi 19.10.2009 olup, yargılama sırasında 6111 sayılı Yasa'nın 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle SGK davaya dahil edilerek, diğer davalıların sorumluluklarının kalmadığından bahisle davalı ... ve ... yönünden dava husumetten red edilmesine rağmen, davacı tarafın dava tarihinde sigorta şirketi ve sigortalıya husumet yöneltmesindeki haklılığı göz önüne alındığında, bu davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı görülmüş ve hükmün bu nedenle davacı lehine bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı gereği alınan bilirkişi raporlarında yer alan tespitler ve bozma ilamı kapsamı doğrultusunda 6111 sayılı Kanun gereği davalılar ... (Anadolu Sigorta) ile ...'un davaya konu olan tedavi giderleri nedeniyle sorumlu olmamasının husumet bakımından mümkün olmadığı, davalı SGK tarafından yapılmış tedavi giderlerine dair yapılan ödemeler olmasına rağmen dava dışı Özel Anadolu Sağlık Merkezi'ne davacı tarafından dava konu olay nedeniyle 17.077,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemeye konu işlemin trafik kazası nedeniyle gerekli olan tedaviyle uyumlu ve gerekli olduğu, 6111 sayılı Kanun kapsamında kalan tüm belgeli tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı gerekçesiyle; davacı tarafından davalılar ...(Anadolu Sigorta) ile ... aleyhlerinde açılan davaların pasif husumet eksikliği nedeniyle ayrı ayrı reddine, dahili davalı ... (SGK) aleyhinde açılan davanın kabulü ile 17.077,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 15.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi heyet raporunda dahili davalı SGK'nın sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiğini, davacının tedavi giderleri kapsamında 15.698,18 TL ödendiğini, dosya kapsamına sunulan faturaların tedavi ile uyumlu olup olmadığının araştırılması gerektiğini, SGK'ya başvurmanın dava şartı olduğunu, sorumluluğun ancak SUT kapsamında olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
davalıların sürücüsü, işleteni olduğu ve davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun tedavi gideri talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi ile geçici 1 inci maddesi.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dahili davalı SGK vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Dahili davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
5502 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi uyarınca dahili davalı SGK'dan harç alınmamasına,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.