Esastan ret

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili ile aralarındaki üye iş yeri sözleşmesini fiktif işlemler yapıldığı gerekçesi ile keyfi şekilde haksız feshettiğini, müvekkilinin kara listeye alınmasına neden olduğunu ileri sürerek müvekkilinin fiktif işlemler yapmadığının tespitini ve 20.000,00 TL manevi, belirsiz alacak davası olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; feshin haklı olduğunu, pos cihazının belirtilen adres dışında kullanıldığını, fiktif işlemlerin tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından yapılan incelemede istihbari olumsuzluklara rastlandığı, fiktif işlemlerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin fiktif işlem yapmadığını, bir işlemin fiktif işlem olarak değerlendirilebilmesi için Türkiye Bankalar Birliği Mesleki Tanzim Kararı uyarınca belirlenen koşulların varlığının gerektiğini, davalının sözleşmeyi geçerli neden göstermeksizin feshinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kara listeye alınması nedeniyle diğer bankaların da müvekkili ile sözleşmeleri feshederek pos cihazlarının iadesini talep ettiklerini, satışa sunulan ürünlerin bayiler aracılığıyla satıldığını, müvekkili şirketin ödeme - satış tespit etme yetkisi ve sorumluluğunun bulunmadığını, karttan işlem yapıldığı esnada kart borcunun bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin pos tefeciliği yapmadığını ve sözleşmeye aykırı davranmadığını, satış işlemlerinin denetiminin sözleşmesel ilişki nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunda olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacıya tahsis edilen pos cihazının amacına aykırı olarak kullanıldığı, fiktif işlemler yapılmak suretiyle kredi kartı borcu bulunan kart hamillerine gerçekte mal satışı yapılmadığı halde satış yapılmış gibi işlem yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin IV. maddesi gereğince davalı bankanın haklı nedenle fesih hakkının doğduğu, bu nedenle davalının fesih işleminin haklı nedene dayandığı, buna bağlı olarak davalı bankanın derhal fesih hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, Türkiye Bankalar Birliğince bu konuda yayımlanan Tanzim Kararı gereğince davalı bankanın, bu durumu derhal Türkiye Bankalar Birliği ile Bankalararası Kart Merkezine bildirme yükümlülüğü altında olduğu, bu nedenle söz konusu bildirimin hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği, ayrıca bu konuda tarafların Türkiye Bankalar Birliği Fiktif İşlem Değerlendirme Komitesine başvuru hakkı bulunsa da, başvuru zorunlu olmadığı gibi bankaca sözleşmenin feshi için komite tarafından bu konuda verilmiş bir karar bulunması zorunluluğunun da olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, davalı banka tarafından davacıya tahsis edilen pos cihazının amacına aykırı kullanılarak fiktif işlem yapıldığının tespiti gerekçesiyle, üye işyeri sözleşmesinin feshi sonucunda, davalı banka tarafından Türkiye Bankalar Birliğine yapılan bildirimin kaldırılması ile fesih işlemi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.