Ret
Taraflar arasındaki haklı nedenle ortaklık çıkma ve çıkma payı ile kâr payı talebine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının şirket ortaklığından haklı sebeple çıkmaya izin verilme istemine ilişkin olarak davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, alacak talebine ilişkin olarak davalı şirketin sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle davalı şirket hakkında açılan davanın husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, kâr payı alacağına ilişkin olarak davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı başvurusunun reddine, davalılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... Servis Hiz. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın taraf ehliyeti yokluğundan reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ve gerçek kişi davalıların, diğer davalı şirketin ortakları olup, davalı ...'in aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, kâr payı alacağının ödenmediğini, davalı şirket müdürünün dava dışı Mark Mümessillik şirketinden hizmet alınmadığı halde adı geçen şirketi alacaklı hale getirip davalı şirketi borçlandırdığını, bu nedenle şirketin kâr dağıtımı yapamadığını ileri sürerek davalı şirket ortaklığından çıkmasına, ayrılma akçesinin ödenmesine ve 30.000,00 TL kâr payı alacağının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin ... Mümessillik şirketinin satmakta olduğu teçhizatların bakım ve tamirini yapmak üzere kurulduğunu, bu nedenle ... Mümessillik şirkitinden teknik servis aldığını, bu işlerin bir kısmının davacının ortak olduğu firmaya, bir kısmının ise başka firmalara taşeron olarak yaptırıldığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini isteniştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ve kâr payı alacağına ilişkin olduğu, davacı ve davalılar tarafından davalı ... Servis Hizmetleri Ltd. Şti.'nin kurulduğu, şirket sermayesinin 50.000,00 TL olup, davalı ...'in %80, davacı ve diğer davalının ise %10 hisse oranıyla şirkete ortak oldukları, davalı ...'in hissedarı olduğu dava dışı ... Mümessillik şirketi tarafından davalı şirkete toplamda 275.585,32 TL tutarında 5 adet hizmet bedeli açıklamasıyla fatura kesilmiş olduğu ancak söz konusu faturaların dayanağının bulunmadığı, hangi hizmete istinaden kesildiğinin ve davalı şirkete verilmiş hizmet bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu suretle borçlandırılan şirketin bilirkişi kurulu tarafından da tespit edildiği üzere zarar ettirildiği ve kâr elde edemeyip borca batık duruma geldiği, sermaye artırımı da yapılmaması nedeniyle münfesih hale geldiği, şirketin bu hale gelmesinde özellikle çoğunluk hissesine sahip bulunan davalı ...'in ortağı olduğu dava dışı ... Mümessillik tarafından düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, davacının şirket kayıtlarına erişiminin de engellendiği, tüm bu olgular dikkate alındığında davacının şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının oluştuğu, bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının talep edebileceği kâr payı tutarının 11.308,20 TL olduğu, davalı şirketin yargılama sırasında genel kurul kararına dayalı olarak ticaret sicilinden terkin edildiği, bu nedenle davacının şirket ortaklığından çıkma isteminin konusuz kaldığı, davacının kâr payı alacağına ilişkin olarak davalı şirket hakkında açılan davanın husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiği ayrıca şirket ortaklığından çıkma istemiyle şirket ortaklarına karşı dava açılması mümkün olmadığından bu istem yönünden davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, açılmış olan söz konusu davadan haberdar olmalarına rağmen aldıkları genel kurul kararıyla şirketi sicilden terkin ettiren davalıların bu davranışının 4721 sayılı Medeni Kanun'un 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesiyle bağdaşmayacağı ve bu nedenle kâr payı alacağından sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne ve kâr payı alacağının bu davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle davalılar ... ve ... tarafından usulsüz yapılan para transferleri ile davalı şirketin borca batık hale getirilmiş olduğunu, davalı gerçek kişilerin kötüniyetli olarak şirketin önce içini boşalttıklarını, kârdan zarara getirdiklerini, ardından da mahkemenin davayı sürüncemede bırakmasını fırsat bilerek, şirketin tasfiye sürecini tamamlayıp kendilerince avantaj elde ettiklerini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan her üç talebin de muhatabının davalı şirket olduğunu, davalı şirketin sicilden terkin edilmiş olup 23.10.2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, davacı tarafından ihya davası da açılmadığını, bu durumda davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer müvekkillerinin ise husumetinin olmadığını, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının hatalı hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın sayılan sebeplerle reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, yargılama sırasında ortaklar kurulu kararı ile tasfiyeye girdiği, tasfiyesinin sonlandırılarak kararın ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, şirketin ihyasına ilişkin dava açması için davacı vekiline süre verildiği, ihya davası açılmadığı gibi ihya davası açılmayacağının davacı yanca açıkça beyan edildiği, kâr payının sadece şirketten istenebileceği, şirket ortağı veya müdüründen talep edilemeyeceği gerekçesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı şirket hakkındaki davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.