Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/8592 esasında kayıtlı Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli ve 2015/701 Esas, 2016/137 Karar ve Dairemizin 2021/10918 Esasında kayıtlı Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli ve 2015/334 Esas, 2016/371 Karar sayılı dosyaları ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde
yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli ve 2015/640 Esas, 2015/1501 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre)
Olay tarihi olan 05.05.2015 tarihinde kolluk görevlilerinin .........., Mahallesi ........Caddesi üzerinde rutin olarak yaptıkları bir denetim sırasında durumundan şüphelenilerek durdurulup sanığın üzerinde yapılan usulüne uygun aramada, adli emanetin 2015/2340 sayılı sırasında kayıtlı bulunan eroin maddesinin ele geçirildiği, ekspertiz raporuna göre ele geçirilen maddenin eroin maddesi olduğunun tespit edildiği, sanık hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha önce Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesine 2015/182 Esas sayılı dava dosyasıyla aynı suçtan dolayı kamu davası açılmış olması ve sanığın dava açıldıktan sonra yeniden suç işlemiş olması nedeniyle doğrudan hakkında uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçundan kamu davası açıldığı, konuyla ilgili Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/182-2203 E.K. sayılı dava dosyası getirtilerek incelendiğinde, sanığın
11.11.2014 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalandığı, hakkında 27.01.2015 tarihinde eroin maddesi bulundurmak suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece 15.10.2015 tarihinde atılı suçtan mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşıldığı, sanığın gerçekleşen eylemiyle üzerine atılı uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği, gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığından bahisle, 05.05.2015 tarihli inceleme konusu bu suç nedeniyle doğrudan 25.05.2015 tarihinde kamu davası açıldığının belirtildiği,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında sanığın daha önce 11.11.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ancak, sanığın 12.01.2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararı kaldırılarak 27.01.2015 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli 2015/182 Esas ve 2015/1203 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmü verildiği, ancak UYAP sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği ve bu evrakın incelenen dosya arasında da bulunmadığı gibi 11.11.2015 tarihli eyleme ilişkin dava dosyasının Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/904 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerektiği, Dairemizin 11.07.2023 tarihli ve 2022/13613 Esas, 2023/6376 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma
suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği,
Bu kapsamda, bağlantılı olması nedeniyle birlikte incelenen Dairemizin 2021/8592 Esasında ve Dairemizin 2021/10918 Esas sayılı dosyalarında verilen bozma gerekçeleri de dikkate alınarak, UYAP kayıtlarında derdest görülen 11.11.2015 tarihli eyleme ilişkin Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/904 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması gerektiği ve sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan açılan başka kayıtların da bulunması sebebiyle tüm dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına alınıp, gerekirse kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği tartışılıp, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç, ihlal sayılan eylem ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2. 05.05.2015 tarihli eyleme ilişkin tutanak ile iddianamadeki anlatımın birbiriyle uyuşmadığı gözetilerek ve tutanak düzenleyici görevliler ile sanığın ifadesine başvurularak, maddi vakıaya ilişkin eylem belirlendikten sonra sonucuna göre oluşacak kanaate göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Sanığın adli sicilinde yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamındaki mahkûmiyetinin, 5237 sayılı Kanun'un 141 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle bu suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup; tekerrüre esas alınan bu ilam sebebiyle uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli ve 2015/640 Esas, 2015/1501 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2023 tarihinde karar verildi.