Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2012/79 Esas, 2016/345 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın olay tarihinde katılanın evine gittiği, konuşmak üzere aldığı cep telefonunu daha sonra getireceğini söyleyerek evden ayrıldığı ve telefonu iade etmediği şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması nedeniyle bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, atılı suçu işlemediğine, tanıklarının dinlenmediğine, katılan ile mahkemede yüzleşmek istediğine ilişkindir.

1. Sanığın katılanın evine misafir olarak geldiği ve katılandan konuşmak üzere cep telefonunu istediği, daha sonra telefonu getireceğini söyleyerek gittiği ve telefonu iade etmediği iddiasıyla sanık hakkında kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Sanık savunmasında, katılana ev sattığını, ev satımı hususunda komisyon ücreti alması gerektiğini, komisyon ücreti nedeniyle aralarında bir anlaşmazlık olduğunu, anlaşmazlıktan önce cep telefonunun bozulduğunu, katılanın kendinde atıl bulunan bir cep telefonunu kendisine hediye olarak verdiğini daha sonra bu anlaşmazlığı yaşadığını ve katılanın telefonunu geri istediğini, kendisinin de telefonu iade ettiğini, olayı gören F. isimli şahidinin olduğunu beyan etmiştir.

3. Katılan beyanında; sanığın, evine geldiğini cep telefonunu iki günlüğüne istediğini ancak iade etmediğini, sanığa komisyon borcu olmadığını, ona telefonu hediye etmediğini, ayrıca olayı gören olmadığını beyan etmiştir.

4. Mahkeme, sanığın savunmasında belirttiği F. isimli tanığının kimlik bilgilerini ibraz edemediği, M. D. isimli tanığa da ulaşılamaması nedeniyle dinlenmelerinden vazgeçilmesine karar vermiş ve yapılan yargılama sonucunda, katılanın telefonu kendi isteği ile vermesi ve sanığın da telefonu kullanmak için alıp iade edeceğini bildirmesi nedeniyle hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmadığı, eylemin bu haliyle güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu belirtilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Tebliğname Yönünden
Katılanın cep telefonunu iki gün kullanması için sanığa verdiği ancak sanığın cep telefonunu iade etmediği olayda, ödünç verilen süre dikkate alındığında cep telefonunun zilyetliğinin sanığa devredildiğinin anlaşılması karşısında, eylemin 5237 sayılı Kanun'un birinci fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

2. Sanığın Temyizi Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

1. Sanığın üzerine atılı basit yargılama usulüne tabi güveni kötüye kullanma suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk buluması bozmayı gerektirmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel ceza belirlenirken önce 5 gün adli para cezası belirlenmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde gün sayısı belirtilmeden doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2012/79 Esas, 2016/345 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2023 tarihinde karar verildi.