Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile hukuka uygunluk nedenlerinin basın mevzuatı çerçevesinde oluştuğunun kabulü ile unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteğinin, atılı suçun unsurlarının oluştuğuna, basın ve ifade özgürlüğü kullanımının sınırsız olmadığına, müvekkili hakkında kesinleşmiş lehe mahkeme kararları olduğuna, müvekkilini karalamaya yönelik kasıtlı gerçek dışı bu ifadelerin eleştiri ve yorum yapma sınırlarını aştığına bu nedenle hakaret eyleminin gerçekleştiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve resen tespit edilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

1. Sanık tarafından ... gazetesinin 05.03.2014 tarihli nüshasının 20 nci sayfasında ve gazeteye ait internet sitesinde 17 ARALIK'IN ÖZETİ başlığı ile kaleme alınan yazıda, katılana yönelik "..Dinlemelerden o dönem resmen terörist sayılan ...'nın Türkiye'ye pasaportsuz sokulduğu anlaşıldı." şeklinde haber yapılması suretiyle hakaret suçundan açılan davada hukuka uygunluk nedenlerinin basın mevzuatı çerçevesinde oluştuğunun kabulü ile unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmiştir.

2. Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Davaya konu haberle ilgili gazetenin bir nüshası dosyada mevcuttur.

1. Sanığın yargılamaya konu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezasının türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 28.05.2015 tarihli savunma tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle, Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2023 tarihinde karar verildi.