Esastan Ret
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Arap ve Latin harfleriyle ayrı ayrı yazılmış, Arap asıllı vatandaşlara hitap eden 2013/39313 sayılı ve 2017/00613 sayılı “Khazne” ibareli markaların gerçek hak sahibi müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının daha önceki marka başvurularının müvekkilinin itirazları sonucu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedildiği halde yazı stili dahil birebir aynı ibareyi kötü niyetle önce üçüncü kişi adına tescil ettirdiğini, ardından devraldığını ileri sürerek 2017/39277 sayılı “hzne new fruits” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dayanak markalarından 2013/39313 sayılı marka dışındakilerin farklı sınıflarda tescil edildiğini, işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili markasında farklı unsurlar bulunduğunu, Arapça harflerin farklılık arzettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde yapılan değerlendirilme sonucunda taraf markalarının hem görsel olarak hem de telaffuz edildiğinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibasını uyandırdığı, davalı markası ile davacı markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirket adına tescilli 2017/39277 sayılı "HZNE NEW FRUİTS" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; en azından enerji içecekleri ve proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri yönünden davanın kısmen reddinin gerektiğini, bunun yanında taraflara ait markaların benzerlik taşımadığını, halk tarafından karıştırılmayacağını, piyasadaki kullanımın farklılık arzettiğini, müvekkili markasında “new fruits” ibaresinin önde geldiğini, davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında iltibas bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; en azından enerji içecekleri ve proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri yönünden davanın kısmen reddinin gerektiğini, zira bilirkişi raporunda ve kararda tek hükümsüzlük gerekçesinin davacının 2013/39313 sayılı markası olduğunu, ayrıca taraflara ait işaretler arasında iltibas bulunmadığını, halk tarafından karıştırılmayacağını, delillerin toplanmadığını, piyasadaki kullanımın farklılık arzettiğini, müvekkili markasında “new fruits” ibaresinin önde geldiğini, davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 25 inci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.