Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ...'in 03.04.2011 tarihinde ...'ın sürücüsü olduğu aracın tek taraflı karışmış olduğu trafik kazasında yaralandığını, tedavi masrafı olan 25.055,06 TL'nin davacı tarafça karşılandığını, TTK'nın 1472 nci maddesi gereğince davacının sigortalısının haklarına halef olduğunu, 6111 sayılı Kanun'un 59 ve geçici 1 inci maddeleri kapsamında davalı SGK' nun da sorumluluğu bulunduğunu, davalı sürücü ...'ın ise kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermesi nedeniyle kusur sorumluluğu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.055,06 TL rücu tazminatının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı SGK yönünden SUT hüküm ve esasları ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri; tedavi giderlerinden sorumluluklarının bulunmadığını belirterek ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin 09.06.2016 tarihli ve 2014/153 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 20.044,05 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Hukuk Dairesi 17.10.2019 tarih ve 2016/17530 Esas 2019/9619 Karar sayılı ilamıyla; davacı ...vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
"25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. Buna göre; 6111 sayılı Yasa gereği, yasanın yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeni ile sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının talep ettiği dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumludur. Somut olayda dava 14.04.2014 tarihinde 6111 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden sonra açılmıştır. Mahkemece, sözü edilen yasa değerlendirilmeden hükme esas alınan Dr. bilirkişi raporunda davacılar tarafından faturalandırılan belgeli tedavi giderleri tespit edilerek mahkemece bu bedellerin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiştir. Davacının tedavi giderine yönelik talebi faturalı giderlere ilişkin olduğundan davalı ... açısından tedavi gideri talebine yönelik davanın 6111 sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Eldeki davada davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.055,06 TL rücu tazminatının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı SGK yönünden SUT hüküm ve esasları ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 10.05.2016 tarihli Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı hastane ve sağlık işletmeleri yöneticisi doktor bilirkişi raporunda; dosya kapsamındaki rapor, epikriz, adli rapor formu üzerinde yapılan incelemede 11.04.2011 tarihli Acıbadem Hastanesinden ... için ...adına düzenlenmiş ameliyat, ilaç, laboratuvar hizmetleri, radyolojik tetkikler, oda ve refakatçi hizmetleri, sarf malzemeleri, ameliyathane ve anestezi hizmetleri olmak üzere sekiz kalem sağlık hizmet bedeli toplamının 25.055,16. TL tutarında olduğu tespit edilmiş olup, davacıya ait diğer hastane teşhis ve tedavi dosyaları, yaralanmanın boyutu ve sonrasında yapılan tetkikler ve tedaviler, kullanılan malzemelerin ortopedik standartlara uygun olup fatura kalemlerinin ve keza fatura tutarının piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu, ifade edilmiştir. Buna göre, mahkemece uzman bilirkişiden davacı vekilinin talebi doğrultusunda SUT hükümleri çerçevesinde tedavi giderlerinin hesap edilerek belirlenecek miktara, kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2020/1932 Esas, 2021/2205 Karar sayılı ilamıyla davacı ve davalı SGK vekillerinin karar düzeltme istekleri reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak dosya kapsamından davacı sigortalısı dava dışı ... için Acıbadem İzmit Hastanesinin sigortaya fatura edilen sağlık giderinin 26.055,15 TL olduğu tespit edilmişse de davacı, SUT hükümleri uyarınca SGK'dan talepte bulunduğundan bilirkişi tarafından hesaplanan SUT hükümleri uyarınca SGK'ya fatura edilebilecek tutar olan 2.194,99 TL yönünden SGK hakkındaki açtığı davanın kabulüne, davacının talebinin faturalı giderlerine ilişkin olduğundan davalı ...'ın faturalı tedavi giderlerinden kusur sorumluluğunun SGK ödeme kapsamı dışındaki fatura edilemeyen zararlar olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.194,99 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... hakkındaki davanın reddine
karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; SGK'nın SUT hükümlerince sınırlı olarak sorumlu tutulmasının Yargıtay içtihatlarına göre hatalı olduğunu, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; yapılan tedavi giderlerinin SUT kapsamında ne kadar olduğunun ve özel sağlık sigortası kapsamında yapılan ödemenin rücu edilip edilemeyeceğinin araştırılması gerektiğini belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.
sağlık sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına tedavi gideri ödemesi yapan davacı ... şirketinin sigortalısının karıştığı kazada aracın sürücüsü olan davalı gerçek kişi ve SGK'dan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ıncı maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı SGK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
5502 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi uyarınca davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan harç alınmamasına
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
269,85 TL 0.H.
80,70 TL P.H.
189,15 TL Kalan