TCK'nın 85/1, 62/1,50/4-1-a, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın sevk ve idaresindeki minibüsle gündüzün şehir içindeki çift yönlü caddede seyri sırasında, sağındaki sokaktan çıkan ve kendisini kovalayan köpeklerden kaçması sebebiyle hızını artıran hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen motorsiklet sürücüsü diğer sanık ... idaresindeki motorsiklete sağ ön kısmıyla çarparak 24 metre sürükleyerek durması sonucu, motorsiklette yolcu olarak bulunan mağdurun tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği, sanığın durma mesafesi ve tanık beyanlarına göre kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmaması sebebiyle tali kusurlu olduğunun tespit edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin, sanığın kusursuz olduğuna yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
CMK'nın ''Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar'' başlıklı 230. maddesinin 1-d bendinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş; yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli ve 2015/4-1163 Esas-2018/382 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hüküm bölümünde CMK'nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi zorunluluğu bulunmakta olup; dosya içeriğine göre, lehe hükümler istemi bulunan sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının TCK'nın 50. maddesi hükmüne göre adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş olmakla birlikte, hapis cezasının ertelenmesinin düzenlendiği TCK'nın 51. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmadan, “Sanığa adli para cezası verilmiş olması sebebiyle şartları oluşmadığından sanığa verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 230/1-d maddesine aykırı davranılması;
Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.