Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/10918 esasında kayıtlı Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli ve 2015/334 Esas, 2016/371 Karar ve Dairemizin 2021/374 esasında kayıtlı Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli ve 2015/640 Esas, 2015/1501 Karar sayılı dosyaları ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli ve 2015/701 Esas, 2016/137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle, usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanığın denetimli serbestlik tedbirine ve bu yönde ısrar edilme şartına ilişkin koşulların işbu dava dosyasında bulunmadığından, usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı kararın bozulmasını talep ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre)
Olay tarihinde kolluk görevlilerinin rutin olarak yaptıkları bir denetim sırasında durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın üzerinde Adli Emanetin 2015/3014 sayılı sırasında kayıtlı bulunan eroin maddesinin ele geçirildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının raporunda da ele geçirilen maddenin uyuturucu madde olduğunun tespit edildiği, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
1. İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığından bahisle, 15.06.2015 tarihli inceleme konusu bu suç nedeniyle doğrudan 13.07.2015 tarihinde kamu davasının açıldığının belirtildiği,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında sanığın daha önce 11.11.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ancak, sanığın 12.01.2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararı kaldırılarak 27.01.2015 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli 2015/182 Esas ve 2015/1203 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmü verildiği, ancak UYAP sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği ve bu evrakın incelenen dosya arasında da bulunmadığı gibi 11.11.2015 tarihli eyleme ilişkin dava dosyasının Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/904 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerektiği, Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 11.07.2023 tarihli ve 2022/13613 Esas, 2023/6376 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği,
Bu kapsamda, bağlantılı olması nedeniyle birlikte incelenen Dairemizin 2021/10918 esasında ve Dairemizin 2021/374 esas sayılı dosyalarında verilen bozma gerekçeleri de dikkate alınarak, UYAP kayıtlarında derdest görülen 11.11.2015 tarihli eyleme ilişkin Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/904 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması gerektiği ve sanık hakkında kullanmak için
uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan açılan başka kayıtların da bulunması sebebiyle tüm dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına alınıp, gerekirse kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği tartışılıp, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç, ihlal sayılan eylem ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2. Sanığın adli sicilinde yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamındaki mahkûmiyetlerin, 5237 sayılı Kanun'un 141 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hırsızlık suçuna ve aynı Kanun'un 151 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle bu suçların uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup; tekerrüre esas alınan bu ilamlar sebebiyle uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli 2015/701 Esas ve 2016/137 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2023 tarihinde karar verildi.