Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. ... geldi. Hazır bulunanın sözlü beyanı dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliler mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, taraf teşkilinin sağlanmasında bir usulsüzlük olmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Temyiz eden davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 63 parsel No’lu taşınmazda diğer paydaş Ali Oruç'un taşınmazdaki 1 / 48 payını 18.11.2009 tarihinde davalıya sattığını bir hafta kadar önce rastlantı sonucu öğrendiğini, bu satışın davacının haberi ve rızası olmadan yapıldığını, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini, önalım bedelini depo etmeye hazır olduğunu belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı duruşmalara gelmemiş ve bir savunmada bulunmamıştır.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacının paydaşı olduğu 63 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 1 / 48 pay taşınmazın paydaşlarından Ali Oruç tarafından 18.11.2009 tarihinde 36.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Bu pay satışı üzerine davacı tarafından yasal
süresi içinde açılan önalım davasının yapılan yargılaması sonucu davanın kabulüne dair verilen kararı temyiz eden davalı vekili, temyiz dilekçesinde, dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını, müvekkilinin taşınmazda payına karşılık gelen taşınmaz üzerinde bulunan binanın 5 No'lu dairesini satın aldığını, taşınmazda kat mülkiyeti kurulmadığından tapuda satın aldığı daireye karşılık arsa payı satışı yapıldığını, mahkemenin bu konuda ve payın gerçek değerine ilişkin yeterince araştırma yapmadan karar verdiğini, taşınmazın fiilen taksim edilmesi halinde önalım hakkının kullanılamayacağını belirtmiştir. Davalının temyiz dilekçesi taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığına yöneliktir. Yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşı delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi yönünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.