Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince verilen düzeltilerek esastan ret kararının maddi tazminata ilişkin kısmı bakımından davacı açısından kesin olduğu belirtilmiş ise de, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması karşısında, temyiz kesinlik sınırının hükmedilen veya reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden değerlendirileceği, maddi tazminat ve manevi tazminat bakımından ayrı ayrı değerlendirilemeyeceği reddedilen toplam tazmimat miktarı bakımından ise hükmün davacı açısından kesin olmadığı anlaşılmakla hükmün tamamı üzerinde yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 26.04.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 28.02.2017-22.11.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 21.775,00 TL maddi, 450.000,00 TL manevi tazminatın 03.03.2017 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 03.05.208 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili ve görevli mahkemede yasal süresinde açılmadığını,tutuklamanın bir tedbir olup, idareye kusur atfedilemeyeceğini, re'sen araştırılması gereken hususların araştırılmasını, faiz talebinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2018/277 Esas, 2018/424 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/2890 Esas, 2018/3140 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olduğuna ve istinaf mahkemesince manevi tazminat miktarı yükseltilmesine rağmen davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin değiştirilmediğine ilişkindir. ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde " Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturmaya uğradığı, 28/02/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 03/03/2017 tarihinde tutuklandığı, 22/11/2017 tarihinde tahliye edildiği, kovuşturma sonucunda Diyarbakır 8.ACM'nin 22/11/2017 tarih,, 2017/329-505 E,K sayılı ilamı ile atılı suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Gaziantep BAM 4.CD'nin 15/01/2018 tarih, 2017/2673 esas, 2018/72 karar sayılı ilamı ile bozularak davacı hakkında beraat kararı verildiği, kararın 15/02/2018 tarihinde kesinleştiği, tutukluluğun infaz gördüğü, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürelerin mahsuba konu edilmediği, davanın yetkili mahkemede süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Maddi tazminat istemine ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatları ile CMK'nın 141. maddesinde suç soruşturması ve kovuşturması sırasında gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceğinin belirtildiği, davacının gözaltına alınmadan önce öğretmen olduğu, ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün cevabi yazısında davacının 07/02/2017 tarihinde görevinden ihraç edildiğinin bildirildiği yani davacının gözaltına alınmadan önce mesleğinden ihraç edildiği anlaşıldığından, davacının bu kapsamda maaşından kaynaklı maddi zararları var ise ödenmesi hususunda idari mercilere başvurması gerektiği dikkate alınarak, davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının üzerine atılı suçun niteliği, sosyo-kültürel durumu, gözaltı ve tutukluluk süresi gözetilerek hak ve nesafet kuralları çerçevesinde zenginleşmeye sebep olmayacak şekilde manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 18000,00 TL manevi tazminatın 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı 30.000,00 TL şeklinde, değiştirilmek suretiyle düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Gaziantep Bölge Adliye 4. Ceza Mahkemesinin 2017/2673-2018/71 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 28.02.2017-22.11.2017 tarihleri arasında 267 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 15.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
1.Kamu görevinden ihraç edildikten sonra göreve iade edilen davacının maddi kaybının bulunmadığı maaşından yapılan kesintilerin kendisine ödendiği anlaşılmakla maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3.15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşılmakla davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan nisbi vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de; Yargıtay tarafından bu hususun düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünün (3.) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/2890 sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hüküm fıkrasının (3) numaralı paragrafındaki; “2.160,00 TL” ibaresinin "3.600,00 TL" şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2023 tarihinde karar verildi.