Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekillerinin murisi ...'nın 05.09.2016 tarihinde aracı ile seyir halinde iken plakası ve işleteni tespit edilemeyen bir traktörün aniden ana yola çıkmasıyla direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada vefat ettiğini, müvekkilleri için destek konumunda olduğunu belirterek her bir davacı için şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın ve sürücüsünün araştırılması gerektiğini, soruşturma makamına müzekkere yazılarak kazaya ve yaralanmaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın ve sürücüsünün bulunup bulunamadığının sorulmasını talep ettiklerini, kaza tespit tutanağına göre; kazanın meydana gelmesinde kusurun araç sürücüsü müteveffa Ahmet'de olduğu, plakası tespit edilemeyen aracın ise herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiğini, kazanın davacıların ifade ettiği şekilde gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiğini, aksi halde müvekkilinin kusur oranında ve teminat limiti dahilinde sorumlu olabileceğini, tazminatın aktüeryal inceleme sonucu tespit edilebileceğini, hesaplanacak tazminatta yetiştirme giderleri dahil tüm denkleştirme sebeplerinin göz önüne alınması gerektiğini, tazminata ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan 18/06/2018 tarihli kusur raporu ile dava konusu edilen tazminata dayanak kazanın oluşumunda müteveffa ...'nın %100 oranında kusurlu bulunduğu, bahsi geçen traktör sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edildiği, davacı tarafça rapora karşı süresi içinde sunulan bir itiraz da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kazaya tali yoldan aniden yola çıkan traktörün neden olduğunun sabit olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, usuli işlemlerin kanuna uygun şekilde yapılarak, aşamalarda ileri sürülen iddia ve cevapların denetimi sağlayacak biçimde eksiksiz sergilenip, hükme esas alınan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafça yapılan istinaf başvurunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davacıların desteğinin sürücüsü olduğu araç ile plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu meydana gelen trafik kazası nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıların adli yardım talebi kabul edilmiş ise de 6100 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesi g,ereğince temyizde haksız çıktığından 269,85 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.