Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 24.07.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 14.02.2017-28.12.2016 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 300.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2018 tarihli ve 2018/204 Esas, 2018/377 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/272 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2021 tarih, 2019/45665 sayılı tebliğnamesi ile istinaf mahkemesinin düzeltilerek esas ret kararını duruşma açarak vermesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının çalıştığı son kurumundan aldığı maaş üzerinden maddi kaybın hesaplanması gerektiğine, ödenmeyen SGK primlerinin de kayba dahil edilmesi gerektiğine, cezaevinde yapılan masrafların da maddi tazminat kapsamına alınması gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde "Dava dilekçesi, Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/293 Esas, 2018/73 Karar sayılı beraat kararı, Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün müzekkere cevabı, Adli Kolluk araştırması ve tüm dosya içeriğine göre; Maddi ve manevi tazminat davacısı ...'nun 14/02/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 17/02/2017 tarihinde tutuklandığı, 28/12/2017 tarihinde tahliye olduğu, Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/293 Esas, 2018/73 Karar sayılı kararı ile Fetö/Pdy terör örgütü üyesi olma suçundan beraat kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davacının sosyal ekonomik durumu, gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu süre, beraate ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı dikkate alınarak, davasını maddi ve manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Maddi tazminat yönünden, davacının kazanç kaybı olan 5.850,25 TL'nin ihraç tarihi olan 25/08/2017 tarihinde itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle kabulüne, davacının vekalet ücretine ilişkin talebin ise asıl yargılandığı ve beraat ettiği dava dosyasından talepte bulunması gerektiğinden, bu taleple ilgili olarak mahkememizce talebin reddine karar verilmiştir. Diğer kayıpların ve cezaevi harcamalarının ise Yargıtay 12. Ceza Dairesinin içtihatlarına göre talebi mümkün olmadığından (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 08/06/2016 tarih, 2015/11488 Esas, 2016/9770 karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 24/04/2014 tarih, 2014/1099 Esas, 2014/10026 Karar) bu talep yönünden de reddine karar verilmiştir. Davacının sosyal ekonomik durumu, mesleği, iddia edilen suçun niteliği, sanığın gözaltında ve tutuklu kaldığı süreler dikkate alınarak, davacının gözaltı tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle takdiren 25.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı 22.000,00 TL şeklinde, vekalet ücreti ise; 3.342,00 TL şeklinde düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293-2018/73 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 06.09.2017-28.12.2017 tarihleri arasında 317 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 26.04.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
A.Tebliğname yönünden;
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tazminat miktarının artırılmasının duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
B.Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
1.675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 10 uncu maddesinim birinci fıkrasının (a) bendindeki “ 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler ile doğrudan veya anılan kanun hükmünde kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde meslekten, kamu görevinden veya ilgili kurumların teşkilatından çıkarılanlar ile 15/8/2016 tarihli ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi uyarınca öğrencilikle ilişikleri kesilenlerin;
a) Çıkarıldıkları veya öğrencilikle ilişiklerinin kesildiği aya ilişkin olarak peşin ödenen mali ve sosyal haklarının çıkarılma tarihinden sonraki günlere tekabül eden kısımları geri alınmaz.... ” şeklinde düzenleme dikkate alınarak kamu görevinden ihraç edilen davacının ihraç edildiği ayı takip eden ayın 15. günü ile tahliye tarihi arasındaki süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak tutarın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekirken ihraç tarihinden itibaren maddi kaybın hesaplanması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış, kamu görevinden ihraç edilen davacının ihraç tarihine kadar ki maddi kayıplarının ve SGK primlerinin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasının konusu olmadığı anlaşılmakla, maddi kaybın asgari ücret üzerinden hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.
2.Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı masrafların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edinebilecek gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/272 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2023 tarihinde karar verildi.