Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.06.2012 tarihinde davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı (ZMSS) olduğu aracın tek taraflı kazasında vefat ettiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02.03.2016 tarihinde taleplerini davacı anne için 17.330,25 TL'ye, davacı baba için 18.931,66 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme yapılması nedeni ile sorumluluklarının sona erdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/609 Esas, 2016/447 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 27.05.2019 tarihli 2016/14959 Esas, 2019/6788 Karar sayılı bozma kararında; "...Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamına göre; gerekçeli karar davacılar vekiline 26.05.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından 13.06.2016 tarihinde temyiz edilmiştir. Mahkemece 16.06.2016 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin temyiz talebi süresinde olmadığından temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen ek karar usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile 16.06.2016 tarihli ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir... Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir...Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında desteğin de kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur (BK. 44. Maddesinde 6098 sayılı TBK'nın 52.mad.) düzenlenmiştir. Desteğin kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda; davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücünün aşırı derecede alkollü olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur. Ölenin de alkollü olup olmadığı ve alkollü sürücünün aracına bilerek binip binmediği hususlarının, ceza dosyasının tamamının celbi suretiyle, araştırılması ve tespiti halinde Daire’nin uygulamaları da dikkate alınarak BK’nın 44. maddesi uyarınca %20 oranında tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken karar yerinde tartışılmayarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.... Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nin 43.(6098 sayılı TBK’nin 51.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda, davacıların desteği yolcu konumundadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda hatır taşıması olduğunu savunmuş, mahkemece hatır taşıması konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece ceza dosyasının tamamının celbi suretiyle davalı vekilinin hatır taşıması savunması üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak, tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılıp yapılmaması gerektiği hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. " gerekçeleri ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava öncesinde davacılara ödeme yapıldığını, temyiz taleplerinin yapılmayan indirim yönünden olduğunu, davacıların dava öncesinden gerekli belgeler ile kendilerine başvuru şartını yerine getirmediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince usulüne uygun sözlü yargılama aşamasına geçilmediğini, davacılara yapılan ödeme ile dava sırasında hesaplanan tazminat arasında fahiş fark bulunmadığını, desteğin emniyet kemeri takmaması ve alkollü sürücünün kullandığı araçta seyahat etmesi nedeni ile müterafik kusurunun bulunduğunu, hatır taşıması nedeni ile %40 oranında indirim yapılması gerektiğini temyize getirmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden yolcu desteğin yakınlarının uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı kanun) 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın
ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.