Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili; 24.03.2000 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davacının yaralanarak malul kaldığını, davalıların zarara neden olan aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 12.600,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini artırmıştır.
Davacı vekili birleşen Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/793 Esas sayılı dosyasında; davalı ...'in sevk ve idaresindeki aracın davacıya çarpması sonucu kolunda meydana gelen maluliyeti nedeni ile müvekkilinin meslekte kazanma gücü kaybı oranı karşılığında 20.595,93 TL tazminatın, 24.03.2000 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/389 Esas sayılı tazminat dava dosyası olup HUMK 409 uncu maddesi gereğince 3. kez müracaata kaldığını, açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bunun tebliğ ve kesinleşme işleminin yapılmadığını, halen derdest olduğunu belirterek derdestlik itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına dair 12.11.2012 tarihli karar Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.06.2014 günlü ilamı ile bozulmuştur. Mahkemenin 19.07.2017 tarih 2015/116 Esas, 2017/355 Karar sayılı ilamı ile davalı Uzay Un ve Unlu Mam. Teks. ve Day. Tük. Mal. Paz. Ltd. Şti. aleyhine açılan dava atiye terk edildiğinden bu davalı aleyhine açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 12.102,93 TL maddi tazminatın davalılardan, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsiline, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2017 tarih 2015/116 Esas, 2017/355 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2017/5572 Esas-2019/12591 Karar sayılı ilamında özetle "...Hükmü temyiz eden davalı ... aleyhine kabul edilen manevi tazminat miktarı 1.000,00 TL olup, kesin nitelikte olduğu, davacının meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunduğu, davalı ... vekilinin açılan davanın ve ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını savunduğu, mahkemece davalının dava zamanaşımı defi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmeksizin ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı değerlendirmesi yoluna gidildiği, buna göre mahkemece öncelikle davalı ... 'in davanın zamanaşımına uğradığı savunması üzerinde durularak olumlu/olumsuz bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği, ayrıca, Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra da ıslahın mümkün olmadığı, (04.02.1948 tarihli 1944/10 Esas, 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.) mahkemenin ilk hükmünün Dairenin 26.06.2014 tarihli ilamı ile bozulduğu, davacı vekilince bozma ilamından sonra 16.06.2017 tarihinde ıslah dilekçesi sunulduğu, mahkemece ıslah dilekçesinin kabulü ile ıslah dilekçesi yönünden işin esasına girilerek karar verilmesinin de doğru görülmediği" gerekçeleri ile karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; davacının Uzay Un ve Unlu Mamuller Ltd. Şti.'ye yönelik davayı atiye terk nedeniyle verilen bir önceki karar kesinleşmiş olmakla, yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının tedavi giderleri ve telefon ulaşım bedelleri olan 602,93 TL, iş göremezlik sebebiyle maddi zararının 11.500,00 TL olmak üzere toplam 12.102,93 TL'nin davalı ...'den 24.03.2000 tarihinden geçerli yasal faizi, davalı Akdeniz Sigorta A.Ş.'yi temsilen iflas masasından (Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2003/3) dava tarihi olan 22.03.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline, ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin talebin reddine, 1.000,00 TL manevi tazminatın 24.03.2000 tarihinden geçerli işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/793 E. sayılı dosyasında; davacının 19.993,00 TL iş göremezlik zararının 24.03.2020 tarihinden geçerli işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; birleştirilen dava dosyası olan Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/793 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini ve savunma hakkının kısıtlandığını, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi bozma ilamının gereğinin yapılmadığını, dava zamanaşımı hakkında bir karar verilmediğini, sadece ıslah dilekçesi hakkında 30.06.2021 tarihli 1. celsede 4 nolu ara kararı ile "Islah dilekçesinin verilmiş olduğu tarih kaza tarihi 21.03.2000 olmakla 10 yıllık süre geçtiğinden ıslah dilekçesinin zamanaşımına uğramış olması sebebiyle ıslah talebinin değerlendirilmemesine" karar verildiğini, bu yönden kararın usulden ve esastan bozulması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve 428 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu 46,47 ve 60 ıncı maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1-Davalı ... vekilinin birleşen davada tüm, asıl davada aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Asıl davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde,

a-Davalı ...'in manevi tazminata ilişkin talebi yönünden verilen hüküm daha evvel ilk bozma kararı kapsamı dışında kalmış olmakla ve hükmün bu bölümü kesinleşmiş olmakla aynı taleple ilgili olarak yeniden hüküm tesisi doğru olmamıştır.

b-Dava yaralamalı trafik kazası sebebiyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkindir. Olay tarihi 21.03.2000 olup davacı tarafça failin ve zararın olay tarihi itibariyle bilindiği dikkate alınarak 818 sayılı Borçlar Kanunu 60 ıncı maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesi atfıyla ceza zamanaşımı (uzamış ceza zamanaşımı) yönüyle 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık süre asıl davanın açıldığı 22.03.2010 tarihi itibariyle dolmuş olup, asıl davada maddi tazminata ilişkin talebin zamanaşımı nedeni ile reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin birleşen davada tüm, asıl davada diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2- Değerlendirme bölümünün (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin asıl davada temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'e iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.