İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine

Taraflar arasındaki 4721 sayılı TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer ... “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde; Argıthanı Mahallesi, ... Mevkii, 3571,3574,3575,3579,3576 parsel sayılı taşınmazların kadastroca tespitlerinin yapılarak taşınmazların tamamının ¼ 'ünün kendisi adına, ¼ hissesinin ... oğlu ... ... adına tapuya tespit ve tescilinin yapıldığını, bu isimde böyle bir kişinin olmadığını, taşınmazların dedesi olan ... oğlu ... ...'dan intikal ettiğini, tespit işlemlerinde yanlışlık yapıldığını belirterek taşınmazların ... oğlu ... ...'ın tapu kayıtlarının iptali ile bu hissenin kendi adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; malikin belli olduğunu, tapu kaydının iptaline karar verilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1915 doğumlu ... oğlu "... ..." isimli bir kişiye rastlanmadığı, bu kişinin bilinmeyen-hayali kişi olduğu, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazları 20 yılı ... süredir kullandığı gerekçeleriyle davanın kabulüne

karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal sürede açılmadığını, tanık beyanlarına dayalı hüküm kurulamayacağını, tutanak bilirkişilerin beyanlarının alınmadığını, kadastro çalışma alanında kazanabilecekleri yasal miktarların araştırılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapulama tutanağının edinme sebebinde kayıt maliki ... oğlu ... ...'ın diğer paydaşları ile eşit miktarda 30 seneyi mütecaviz zilyetliklerinde bulunduğunun belirtildiği, kayıt maliki ... oğlu ... ...'ın tanınan ve bilinen kişi olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı temyiz dilekçesinde özetle; ... oğlu ... isminde bir akrabası olmadığını, Mahkemece bu yönde araştırma yapıldığını ve böyle bir kişinin bulunmadığının tespit edildiğini, tapulama tutanaklarının hatalı bir şekilde düzenlendiğini, vergi kayıtları getirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, 4721 sayılı TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer ... “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkraları,

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilâmları.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

"Malikin tapu kütüğünden anlaşılmaması" hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu kütüğünden çıkarılmasının imkansız olmasıdır. Genel olarak gerekli dikkati gösteren ve araştırmayı yapan herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlamayacağı hallerde tapu siciline yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Başka bir anlatımla tapu kütüğünden malikin kim olduğunun anlaşılmamasından o kişinin tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, ... yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs kastedilmemektedir.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.