Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan ..., davalı Hazine ve davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 88 ada 10 ve 11 parsel sayılı sırasıyla 700,00 m2,680,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak ihtilafın hükmen halli için malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Tespit gününden sonra davacı ...'nun 20.01.2000 günü davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı aleyhine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak imar uygulaması sonucu oluşan parsele karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Yargılama sırasında ... satın almaya dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece özetle “3402 Sayılı Kadastro Kanununun 10.maddesine göre taşınmazın malikinin mahkemece belirlenmesi” gereğine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda ; davacının ve müdahil davacının davalarının reddine, kadastro tespiti ve imar uygulaması sonunda oluşan 2347 ada 36 parsel sayılı taşınmazın 24250/60400 hissesinin ... ... mirasçıları, 24250/60400 hissesinin ise ... ... ... mirasçıları adına, 2357 ada 32 parsel sayılı taşınmazın 3000/50300 hissesinin davacı ..., 23650/50300 hissesinin ... ... mirasçıları, 23650/50300 hissesinin ise ... ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, katılan ..., davalı Hazine ve davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre davalı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; davacı ...'nun taşınmazların kadastro tespit tarihleri olan 1940 yılından sonra ki bir tarihte ... zilyetliğe, katılan ...'ın ise 1992 tarihli satış senedine dayalı olarak dava açtıkları veya açılan davaya müdahale ettikleri, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 26 ncı maddesi hükmüne göre tespitten sonraki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmanın Kadastro Mahkemelerinin görevi dışında olduğu ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınmasının zorunlu bulunduğu açıktır. Nitekim Dairemizin 13.11.2003 tarih 2003/2861-3290 E-K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere Kadastro Mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekli iş malikhaneleri açık bırakılan taşınmazların maliklerinin hükmen belirlenmesi yönüne değinen taşınmazların kadastro tespitine itiraz ile sınırlı olup mahkemecede eldeki dava hükmen sonuçlandırıldığına göre tespit tarihinden sonraki satın alma ve zilyetliğe dayanan davacı ve katılanın iddialarının genel mahkemelerde incelenmesi gereklidir.
Hal böyle olunca mahkemece davacı ve katılanın iddiaları açısından genel mahkemelere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla davacı ve katılanın istekleri yönünden esasa girişilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi ayrıca oluşturulan hükümde adlarına tescil kararı verilen ... ... ve ... ... ... mirasçılarının isimleri ve miras paylarının hüküm yerinde gösterilmemesi dahi isabetsiz, katılan ..., davalı Hazine ve davacı ... 'nun temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ayrı ayrı peşin alınan 108,40 TL harcın istekleri halinde katılan ... ve davacı ...'na iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.