Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın katılanın zararını gidermediği anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı “zararın giderilmesi” koşulunun bulunmaması ile yine aynı bentteki ek cümle uyarınca sanığın karar celsesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini istemediğini söylemesi nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden teblignamedeki bozma düşüncesine katılınmamış, katılanın 02/03/2010 günü minibüste iken cebinde bulunan parasının çalındığını araçtan indikten sonra fark etmesi ve minibüse yetişememesi üzerine şikayette bulunması, olaydan sonra 14/03/2010 günü sanık benzer suçtan yakalandığında katılanın daha önce verdiği eşgale uygun olması nedeniyle katılan çağrıldığında sanığı eylemi gerçekleştiren kişi olarak teşhis etmesi şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle TCK'nın 35. maddesinin uygulanması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 19/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.