Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne
BİRLEŞEN DAVA: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/873 E.
Taraflar arasındaki asıl alacak-birleşen menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...Ş., asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı ... ...Ltd.Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, asıl dosyada davacı/ birleşen dosyada davalı ...Ş.'nin, birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusu ile asıl dosyada davalı/ birleşen dosyada davacı ... Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin, asıl ve birleşen dosyada istinaf başvurusunun, her iki dava yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 349 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca feragat nedeniyle reddine, asıl dosyada davacı/ birleşen dosyada davalı ...Ş. vekilinin asıl dosyada davalı ... yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, asıl dava yönünden davanın davalı ... yönünden taraf ehliyeti dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava davalısı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15 yıl süreli kira sözleşmesi ve 13.02.2009 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket tarafından bayilik sözleşmesinin feshedildiğini ve taşınmaz üzerindeki kira şerhinin de terkin edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 13.02.2014 tarihi itibarı ile son bulmasından dolayı kira şerhinin terkin edileceği, söz konusu dikey ilişkinin süresinden önce sonlandırıldığından, kira süresinin tümü nazara alınarak yapılan kira ödemeleri, yatırım tutarları, işletme yatırım destek bedelleri ve sair ödemelerin kullanılamayan kısmına ilişkin bakiyesinden kaynaklanan ve ödeme gününe kadar işleyecek olan faiz ve vade farkı ile KDV hariç olmak üzere 2.947.707,81 TL olarak keşide edilen 28.02.2014 tarihli faturanın söz konusu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı tarafın 2.947.707,81 TL bedelli faturayı kabul etmediklerini, böyle bir borçlarının olmadığını belirterek faturayı iade ettiklerini, müvekkili tarafından söz konusu taşınmaz üzerinde davalı ... Petrol tarafından 15 yıl süre ile bayilik ilişkisi sürdürüleceği inancıyla 2.100.000 USD +KDV kira bedeli ödemesini yaptığını ancak davalı tarafından bu ilişkinin sonlandırılması nedeniyle bakiye 10-15 yıllık süre için yaptıkları ödemeler nedeniyle davalıların haksız olarak zenginleştiklerini, davalılardan ... ile ...'un yaptıkları protokol ile bayinin Opete karşı olan tüm yükümlülüklerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla garanti ve tekeffül ettiklerini, bu nedenle söz konusu ilişkide garantör sıfatıyla taraf olduklarını belirterek, müvekkili şirketin kira süresinin tamamını dikkate alarak peşin olarak ödediği kira bedelinin geçersiz ve müvekkili şirket tarafından kullanılmayacak kira süresine karşılık gelen 1.676.765,93 TL'lik kısmının KDV'si ile birlikte ödeme tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca söz konusu bedelin, fesih tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede bu iktisap sayesinde davalı şirketin elde ettiği tüm kazançların ve müvekkili şirketin bu bedelden yoksun kalması nedeniyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı olan 818.031,27 TL'nin KDV'si ile birlikte dikey ilişkinin sona erdiği tarihden itibaren işleyecek olan TCMB nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile olan bayilik ilişkisinin sona ermesi ve bu bayilik ilişkisi içinde alınan ürünlerin bedellerinin ödenmiş olması ve bu sebeple verilmiş Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Çengelköy Şubesi 26.06.2009 tarihli 300.000,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı müvekkilinin davalı firmaya bir borcunun olmadığının tespiti ile teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sebepsiz zenginleşme iddiasının bulunduğu bir olayda bir sözleşme ilişkisinden bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin tarafı olmadığını ve sözleşmeden kaynaklanan doğrudan bir menfaati de olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl davada davalı ...vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin teminat mektubu ve taşınmaz üzerinde bulunan ipotekten dolayı bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Asıl davada davalı ... mirasçıları dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkillerinin sözleşmesel sorumluluğu olmadığı kabul edildikten sonra protokole göre dava açılmasının mümkün olmadığını, kamu düzeni nedeni ile ilgili protokolün de geçersiz olduğunu, ayrıca ilgili protokolün kefalet sözleşmesi mi yoksa garanti sözleşmesi mi olduğunun belli olmadığını, yine bu sözleşmenin imza kısmında ...'in sözleşmeyi ... Petrol'un altında müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, ancak kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça belirtilmediğini ve eşinin rızasının alınmadığını, bu nedenle müvekkiline karşı herhangi bir talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, ayrıca müteveffanın garantör olmasında herhangi bir kişisel menfaati bulunmadığını, ... Petrol şirketinin halen faaliyetinin devam ettiğini, sebepsiz zenginleşenin ... Petrol olduğunu, müvekkillerinin herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin mümkün olmadığı gibi herhangi bir sözleşme ile ... Petrol lehine garanti sözleşmesi imzalamasında da menfaatleri bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın davalı ... Petrol ... Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulüne, davalı Mahmet Hadi Tunç ve dahili davalılar yönünden davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl dava davacı vekili ve birleşen dava davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun ileri sürerek aleyhlerine reddedilen kısımlar yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun ileri sürerek aleyhlerinde reddedilen kısımlar yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dosyada davacı/ birleşen dosyada davalı ...Ş.'nin, asıl dosyada davalı ... Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 349 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince feragat nedeniyle reddine, asıl dosyada davacı/ birleşen dosyada davalı ...Ş.'nin, birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı 349 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince feragat nedeniyle reddine, asıl dosyada davacı birleşen dosyada davalı vekilinin asıl dava davalısı ...'un sözleşmede kefil olarak imzasının bulunduğu ancak kefalet şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı vekilinin bu davalıya ilişkin istinaf talebinin esastan reddine, davalı ...'in dava açılmadan önce vefat ettiği, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak bu davalı yönünden davanın taraf ehliyeti dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl dava davalısı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın usulden değil esastan reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl dava bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak, birleşen dava aynı ilişkiye dayalı menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,124 üncü fıkrası
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... mirasçıları vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.