Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde, davalı ve dava dışı ... arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borca istinaden alacaklıya karşı doğmuş ve doğacak olan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 04.12.2007 tarihinde 100.000,00 Euro bedelli % 50,00 faizli, 1.derecede birinci sırada, fekki davalı alacaklı tarafından bildirilinceye kadar müddetli ipotek tesis edildiğini, dava dışı ...'in ödemelerde temerrüde düştüğü gerekçesi ile alınan ihtiyati tedbir kararı çerçevesinde borçlu ... hakkında finansal kiralama sözleşmesine konu malların alacaklı tarafından yediemin sıfatıyla teslim alındığını, daha sonra kira alacakları için icra takibine başlanıldığını, söz konusu dosyanın takipsizlikten düştüğünü, finansal kiralama bedellerinin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava dışı ... ile davalı taraf arasında, finansal kiralamaya konu malların davalı tarafından ödemelerde temerrüde düştüğünden dolayı davalı alacaklı tarafından iade alındıktan sonra satıldığını, hangi fiyat üzerinden satıldığı, sözleşme kapsamında ne kadar borç kaldığı, asıl sözleşme borçlusuna ya da ipotek veren müvekkiline bildirilmediğini, davalı alacaklı ile dava dışı borçlu ... arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesine ilişkin taraflar arasında borç kalmadığından ve yeni borç ilişkisi doğuracak yeni bir sözleşme de kurulmayacağını ileri sürerek müvekkilinin taşınmazı üzerinde tesis edilmiş ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin BNP Paribas Finansal Kiralama A.Ş. ile birleştiğini, müvekkili şirket ile dava dışı Cengiz Özer arasında iki adet finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, bunlardan ilkinin Beşiktaş 3. Noterliğinin 28.11.2007 tarihli 10584 numaralı, diğerinin ise Beşiktaş 3. Noterliğinin 27.11.2008 tarihli,12416 numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi olduğunu, dava dışı ... ile müvekkili şirket arasında akdedilen bu finansal kiralama sözleşmeleri sebebiyle davacının taşınmazı üzerinde doğmuş doğacak olan borçların teminatı olarak 04.12.2007 tarihli resmi senet ile 100.000,00 Euro bedelli, % 50 faizli, 1. derece ve l. sırada fekki alacaklı tarafından bildirilinceye kadar müddetli olarak ipotek tesis edildiğini, iş bu ipoteğin yalnızca 10584 nolu ve 28.11.2007 tarihli finansal kiralama sözleşmesine teminat olarak değil, sonrasında akdedilmiş olan 12416 no'lu ve 27.11.2008 tarihli finansal kiralama sözleşmesinden doğmuş doğacak borçları da teminat altına aldığını, 10584 numaralı sözleşmenin 09.11.2009 tarihinde 12416 numaralı sözleşmenin ise 21.05.2009 tarihinde dava dışı ...'in sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa etmemesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından feshedildiğini,finansal kiralamaya konu ekipmanların iadesi için sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa edemeyen dava dışı ...'e karşı dava açıldığını ve ekipmanların iadesi gerçekleştikten sonra da satışları yapılarak satış bedeli olan 65.000,00 USD ve 72.000,00 TL' nin ...'in toplam borcundan düşüldüğünü, dava dışı ...'in bu sözleşmelerden doğmuş ve hâlihazırda devam etmekte olan borcunun takriben 269.000,00 TL olduğunu, davacının zaman aşımı itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu ipoteğin geçerli olduğunu, davacı bakımından bağlayıcı nitelikte olduğunu, dava dışı ...'in her iki sözleşmeden kaynaklanan borcunun halen devam ettiğini bu noktada ipoteğin kaldırılması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Muğla ili, Ula ilçesi, Kızılyaka Köyü, 1847 parsel sayılı davacıya ait taşınmaz üzerine, dava dışı ...'in davalı ... Anonim Şirketi ile akdetmiş olduğu Beşiktaş 3. Noteriiği'nin 28.11.2007 tarih ve 39052 yevmiye numaralı finansal kiralama sözleşmesi ile alacaklıya karşı doğmuş ve doğacak olan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 04.12.2007 tarihinde 2057 yevmiye numaralı işlem ile 100.000,00 Euro bedelli % 50 faizli, birinci derecede birinci sırada ipotek tesisi edildiği, sonrasında dava dışı ...'in paletli ekskavatör için 12416 nolu sözleşmeyi ve Beko Loder ve kırıcı için 10584 nolu sözleşmeyi imzaladığı, davacının da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı dava konusu ipoteğin Euro üzerinden ve dava dışı ...'in TEB Finansal Kiralama Anonim Şirketi ile akdetmiş olduğu ve sonrasında akdedeceği finansal kiralama sözleşmelerinden doğmuş ve doğacak borçları için tesis edildiği, taraflar arasındaki 10584 nolu finansal kiralama sözleşmesinin Euro üzerinden yapılıp söz konusu sözleşme nedeni ile Euro karşılığı ödenmeyen 154.143,21 TL borç bulunduğu (Beko loder ve kırıcının faizi ile birlikte borçları toplamı), finansal kiralama sözleşmelerinin 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup kiralama sözleşme tarihi ve sözleşme süresi dikkate alınarak; Euro üzerinden yapılan 10584 sayılı sözleşme 28.11.2007 tarihinde ve 4 yıl süreli olarak yapılmakla, finansal kiralama sözleşmesinin sona erme tarihinden itibaren dava tarihine tarihine kadar olan süre içerisinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı, yabancı para ipoteği hangi yabancı para üzerinden tesis edilmiş ise bu ipotekten sadece aynı cinsten para üzerinden yapılan finansal kiralama ve o yabancı paraya endeksli TL finansla kiralama sözleşmelerinin yararlanabileceği, sözleşme başka bir yabancı para birimi üzerinden yapılmış ise hesap kat edilmeden önce borcun ipoteğin kurulu olduğu yabancı para veya bu yabancı paraya endeksli TL borcuna dönüştürülmesi gerektiği, (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2013/10357 E.- 2013/13352 K.) davalı şirketin 10584 sayılı sözleşmeyi Euro üzerinden yaptığı ve borcun ödenmesi için de Euro üzerinden talepte bulunduğu, ancak 12416 sayılı sözleşmenin USD üzerinden akdedilmesi nedeniyle bu sözleşmeden kaynaklanan ödenmeyen borç dikkate alınmaksızın Euro üzerinden kurulan borç ilişkisinin zaman aşımına uğramaması, ipotek senedi ile belirlenen aynı yabancı para cinsinden kurulması ve halen ödenmeyen 154.143,21 TL bulunduğu ve bu hali ile ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sadece Beşiktaş 3. Noterliğinde akdedilen 28.11.2007 tarih 39052 yevmiye nolu finansal kiralama sözleşmesi kapsamında müvekkiline ait taşınmazın teminat amaçlı ipotek verildiğini, dolayısıyla sadece söz konusu finansal kiralama sözleşmesine konu borcun ödenmesi halinde, müvekkiline ait taşınmaz aleyhine dermeyan edilen ipoteğin fekki gerekeceğini, bilirkişilerce dermeyan edilen kök raporda yer alan hesap çizelgeleri ile ihbar olunan ... tarafından sunulan makbuz ve ödeme belgeleri bir araya getirildiği zaman Beşiktaş 3. Noterliğinde akdedilen 28.11.2007 tarih 39052 yevmiye nolu finansal kiralama sözleşmesine konu borcun ödendiği ve söz konusu sözleşme çerçevesinde ihbar olunan ...'in herhangi bir borcu kalmadığını, söz konusu borcun teminatını teşkil etmek üzere verilen davaya konu ipoteğinde fekkine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişilerce dermeyan edilen kök bilirkişi raporunun sonuç kısmında da bakiye borcun bulunduğu hususunun kabulü sebebiyle ipoteğin fek edilemeyeceğinin belirtildiği, ipoteğe konu geçerli bir alacak hakkının kalmamış olmasından bahisle ilgili ipotek hakkının fekkine karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafça iddia olunan Beşiktaş 3. Noterliğinde akdedilen 27.11.2008 tarih 36792 yevmiye nolu finansal kiralama sözleşmesine dayanan ipoteğin geçersiz olduğunu, zira bu sözleşmede Dolar endeksinin baz alındığını, iş bu davaya konu ipoteğin ise Euro üzerinden tescil edildiğini, bu sözleşmenin müvekkiline ait taşınmaz aleyhine dermeyan edilen ipotek hakkının konusunu oluşturmadığını, ayrıca ipotek konusu alacağın muayyen olması gerektiğini, somut olayda dava dışı borçlu ile davalı arasında cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, 36792 yevmiye nolu sözleşmenin davacının muvafakati alınmaksızın imzalandığından muayyen olmayan bir borç ilişkisi yarattığını, Mahkeme tarafından haksız bir şekilde itirazlarının reddedildiğini, dosya kapsamında farklı bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması gerekmekteyken hatalı bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması hukuka ve yasaya aykırı olduğundan mahkeme kararının kaldırılmasını,ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355inci maddesinin (l) bendi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık, ipoetğin fekki talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 851 inci maddesinin ikinci fıkrası, 893 üncü maddesinin birinci fıkrası.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.