Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı ayırım yapmaksızın maddi ve manevi tazminat olarak 10.000 TL. talep ettiğine göre, böyle bir durumda talebinin yarı yarıya olduğunun kabulü gerekmesine ve maddi tazminatta talebin aşılmadığının anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.26.11.2012 (Pzt.)

Davacı kadın eş maddi ve manevi tazminat olarak toplam 10.000 TL. talep etmiş ise de ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminat olduğunu açıklamadığı gibi aile mahkemesi tarafından bu konuda bir açıklama yapması dahi istenilmeden doğrudan hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkeme hakiminin bile bu isteği 5.000 TL. maddi tazminat, 5.000 TL. manevi tazminat olarak kabul ettiğine dair bir açıklaması da bulunmamaktadır.
Değerli çoğunluk böyle bir durumda talebin yarı yarıya olduğuna ilişkin bir “varsayımda” diğer bir deyişle “tahminde” bulunmuştur.
Oysa yapılacak işlem tazminat isteminde bulunan eşe istediği miktarları ayrı ayrı açıklamasını yaptırmaktan ibarettir.
Yargıtay’ın bugüne kadar ki “yerleşik uygulaması” bu şekilde gerçekleşmiştir.
Değerli çoğunluğun varsayıma dayalı düşüncesine katılabilme olanağım açıkladığım sebeplerle bulunmamaktadır.