Ret

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca "Miktar veya değeri 2.190,00 (İki bin yüz doksan) Türk Lirasını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir." 01.01.2022 tarihinden itibaren temyiz kesinlik sınırı 5.810,00 TL’ye yükseltilmiştir.

Mahkemece davalı ... yönünden reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 2.500,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.810,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin ... yönünden miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin davalı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen limited şirket hisse devri sözleşmesi nedeniyle bakiye 25.000,00 TL alacağının 2.500,00 TL'sinin davalı ...'dan, 22.500,00 TL'sinin ...'ten tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, görev, yetki ve esasa ilişkin nedenlerle davanın reddini stemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemece 15.01.2020 tarih, 2019/540 E. ve 2020/22 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinin 2 inci fıkrası gereğince özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğu, dosya içerisinde bulunan şirket kayıtları incelendiğinde şirketin merkezinin Üsküdar İlçesi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

Dairemizin 26.10.2020 tarih, 2020/1738 E., 2020/4413 K. sayılı kararıyla Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı bu davada zamanaşımı mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesi) düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, limited şirketlerde pay devri usulü mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 520 nci maddesinde düzenlendiği, pay devrinin şirket pay defterine tescil ile tekemmül ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihi de devrin pay defterine tescil tarihinden başlayacağı, somut olayda davacı ile davalılar arasında 26.06.2005 tarihinde hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme gereğince davacının hisselerini davalılara devrettiği, hisse devrinin 17.08.2005 tarihinde ticaret sicilinde tescil edildiği, davalı süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacınn alacağı, ortaklık sözleşmesinden doğmadığı, davacının artık şirkete ortak olmadığı ve diğer ortaklarla arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının ortaklık ve ortaklar karşısında üçüncü kişi durumunda olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta ortaklar arasında değil, ortaklar ile üçüncü kişiler arasında bir pay devri söz konusu olduğunu, pay devri neticesinde payı devreden şahısların ortaklık ile ilişkisi de kalmadığını, buna göre dava konusu uyuşmazlıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbiri ile veya kendileri ile ortaklık arasındaki bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğinu, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta genel zaman aşımı süresi olan 10 yıl uygulanması gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

Dava limitet şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

818 sayılı Kanun'un 126 ncı maddesi.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı ...'e yönelik bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

A. Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik temyizi yönünden
Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Davacı vekilinin davalı ...'e yönelik temyizi yönünden
Davacı vekilinin davalı ...'e yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.