Ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari alışveriş gerçekleştiğini, son olarak davalıya 10/02/2017 tarihli ve 077103 nolu faturadaki ürünlerin satıldığını, ürünlerin davalı tarafından teslim alındığını, yasal süresinde ürün ve faturalara hiçbir itirazın ileri sürülmediğini, aradan bir yıl geçtikten sonra davalı tarafından müvekkili aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2018/40122 Esas sayılı dosyası ile müvekkili tarafından düzenlenen fatura dayanak gösterilerek ilamsız takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, dayanak faturada müvekkilinin satıcı olduğunun açıkça belli olduğunu, takip başlatılan icra dairesinin yetkisiz olduğunu, ihtirazi kayıt ileri sürülmeden teslim alınan ve aradan bir yıllık sürenin geçmesinden sonra başlatılan takip nedeniyle hiçbir borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip dayanağı fatura bedelinin davacıya peşin ödendiğini, ancak gümrük kontrollerinde faturada belirtilen malların ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde malların gümrükte imha edilmesi ve ödenen paranın iade edilmesi mutabakatına vardıklarını, muvafakat ile gümrükte malların imha edildiğini, şirket çalışanı ile irtibata geçilip fotoğrafların gönderildiğini, zararın karşılanacağı mesajının atıldığını, paranın transfer edileceğinin mesajının atıldığını, ancak bugüne kadar hiçbir ödemenin olmadığını, bu yüzden takip başlattıklarını, müvekkiline teslim edilmiş başka bir ürün bulunmadığını, davacının takibe itiraz etmediğini, yetki itirazının yersiz olduğunu savunarak davanın reddine, davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından süresinde ayıp ihbarı yapıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortağı A.T.'nin müvekkiline zararın karşılanacağını söylediğini, yine karşılıklı Whatsapp yazışmaları ile ürünlerin imhasının kararlaştırıldığını, bunun üzerine ürünlerin gümrük tarafından imha edildiğini, davacı vekilinin 31.01.2020 tarihli celsede "whatsapp yazışmalarını yapan A.T.'dir, şirket ortağıdır" diyerek yazışmaları ikrar ettiğini, daha sonra davacı şirkete 30.11.2017 tarihli ihtarname ile ürünlerin ayıplı olduğu, gümrükte imha edildiği ve buna rağmen ödeme yapılmadığı yönünde ihtarname gönderildiğini ve ödenen bedelin iadesinin istendiğini, davacı şirketin iş bu ihtarnameye cevap dahi vermediğini, mahkeme gerekçesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, ayıp ihbarının şekle bağlı olmadığını, müvekkilinin ayıp ihbarını Whatsapp yolu ile yaptığını ve ayıp ihbarının yapıldığının davacı tarafça kabul edildiğini, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıp ihbarının şekle bağlı olmadığı, davalının ayıp ihbarını Whatsapp mesajı ile yaptığını, bu durumun davacının kabulünde olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin davacı itirazı bulunmadığı, mahkemenin bunu re'sen dikkate alamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalının yasal süre içerisinde hiçbir itiraz ileri sürmediğinin, ihtirazi kayıt koymadan ürünün teslim alındığının ve aradan bir yıllık süre geçtikten sonra takip başlatıldığının belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin (c) bendindeki sürenin hak düşürücü süre olduğunu, süresinde ayıp ihbarının yapıldığına ilişkin dayanılan delillerin somut olmadığını, yapılan ihbarın tacirler arası ihbar için belirlenen şekil şartına uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, ayıplı teslim nedeniyle başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.