Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl dava bakımından; elatmanın önlenmesi ve tahliye taleplerinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen dava yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen dava davacısı vekili ve asıl ve bileşen dava davalısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Asıl dava tapulu taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tahliye; birleşen dava ise aynı tapulu taşınmaza yönelik ecrimisil isteğine ilişkindir. Asıl dava ve birleşen davanın davacısı ve davalısı aynıdır. Mahkemece asıl dava yönünden, elatmanının önlenmesi ve tahliye taleplerinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine; birleşen dava yönünden ise, davanın reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl ve birleşen davanın davalısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davanın davacısı olan asil, kimlik tespiti yapılmış olan 27.11.2019 tarihli dilekçesini mahkemesi kanalıyla göndererek davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
HMK'nin 310. maddesine göre davadan feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. HMK'nin 311. maddesinde ise feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Karar kesinleşinceye kadar davadan feragatin mümkün olduğuna, Mahkemece, bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında asıl ve birleşen davanın davacısı olan asil tarafından davadan feragat edildiğine ve bu aşamada feragat hakkında karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, asıl ve birleşen davanın davacısı olan asilin, davadan feragat beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle, asıl ve birleşen davanın davacısı olan asilin, davadan feragati dikkate alınmak suretiyle davadan feragat ile ilgili hüküm kurulmak üzere Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 09.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.