Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kooperatif tasfiye memurları tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kooperatif tasfiye memurları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatiften haksız yere ihraç edildiğini, daha sonra dava yoluyla ihraç kararının iptaline karar verildiğini ve kesinleştiğini, davalı kooperatifin ferdi mülkiyete geçerek diğer üyelere kura sonucu kendilerine isabet eden dairelerin tapusunu verdiğini, ancak müvekkiline kura sonucu isabet eden dairenin tapusunun halen haksız olarak verilmediğini ileri sürerek dairenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif tasfiye memurları; davacının tapu masraflarını ödemediğini, bu nedenle dairesinin verilmediğini, tasfiye memurları olarak davanın husumetten reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı kooperatifin 07.07.1994 tarihinde tasfiye aşamasına girdiği ve bu aşamadan sonra herhangi bir işlem yapmadığı, davacı adına kura çekimi yapılan bağımsız bölümün davacı adına tescilinin yapılmadığı ve halen davalı kooperatif adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kooperatif tasfiye memurları istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili kooperatif tasfiye memurları istinaf dilekçesinde; davanın kooperatif tüzel kişiliğine karşı açılması gerekirken gerçek kişi olarak davalılara karşı da açıldığını, bu nedenle sıfat yokluğundan davanın reddi gerektiğini, kooperatif tüzel kişiliğinin yasal olarak sona ermesi nedeni ile kooperatifin de hasım sıfatı bulunma imkanı bulunmadığını, öncelikle tekrar ihdası için karar talep edilmesi gerekirken bu yapılmadan dava açıldığını, kooperatifin temsil sisteminin başkan, başkan yardımcısı ve muhasip üye tarafından ortak olarak temsil zorunluluğu bulunduğunu, temsile yetkili muhasip üye ...'un da vefatı nedeni ile davalıların kooperatifi temsile hak ve yetkisi bulunmadığını, bu hususlar araştırılmadan sadece davacı tarafın talebi ile karar verildiğini,istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kesinleşen ihraç kararının iptaline yönelik mahkeme ilamı sonrası davalı kooperatif üyesi olduğu ve ferdileştirme sonrası dava konusu taşınmazın fiilen kendisine teslim edildiği, davalı kooperatifin tasfiye sürecine girdiği,davacı tarafından eldeki davanın sicilden terkini yapılmayan kooperatifi temsilen vefat eden ... dışındaki tasfiye kurulu üyeleri ..., ...'ya yöneltmesi ve kooperatifin bu iki tasfiye memuru tarafından davada temsil edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı kooperatif tasfiye memurlarının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kooperatif tasfiye memurları temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı kooperatif tasfiye memurları temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine yöneliktir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu 16. ve 27.maddeleri
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.