Taraflar arasındaki ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde, icra takibine, icra emrine, faiz oranına, faize, vekalet ücretlerine ve tüm ferilerine itiraz ile takibin durdurulması talebi nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın ipotek borçlusu ve temlik alacaklısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ipotek borçlusu ve temlik alacaklısı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İpotek borçlusu şikayet dilekçesinde; 88 ve 363 parselleri alacaklı bankaya ipotek verdiğini, imar uygulaması ile parsellerin birleşerek 12149 ada 1 parsel haline geldiğini, eski hale gelmeden ipoteğin paraya çevrilemeyeceğini, taşınmaz üzerinde 27.05.2016 tarihinde ipotek tarihinden sonra Türk Eğitim Derneği lehine intifa hakkı tesis edildiğini, alacaklıya borcu bulunmadığını, borcu oluşturan ana paradan sorumlu olduğunu ancak intifa tarihinden sonraki kısımın tüm faizinden TMK'nın 814 üncü maddesi gereği intifa hakkından yararlananın sorumlu olduğunu, alacağın banka tarafından takipten sonra intifa hakkı sahibi Türk Eğitim Derneği'ne temlik edildiğini, faiz yönünden alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, alacaklı bankaya 5.000.000,00 TL faiz ödendiğini, gecikme faiz oranı olarak %29,90 faizin BSMS'i olarak da %5 talep edildiğini, faiz oranına itiraz ettiklerini, ihtarname gönderilmeden icra emri gönderildiğini ileri sürerek icra takibine, icra emrine, faiz oranına, faize, vekalet ücretlerine ve tüm ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Temlik alacaklısı cevap dilekçesinde; ipoteğe konu parsellerinin birleştirilmesinin rehni sona erdirmesinin, satışa arz için eski hale getirme gibi imkansız bir koşula bağlanmasının mümkün olmadığını, takibe konu alacağın mal varlığının değil borçlu şirketin borcu olduğundan TMK'nın 814 üncü maddesinin uygulanamayacağını, bu iddianın menfi tespit davası kapsamında değerlendirilebileceğini, takibe itirazın hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek davanın reddini, alacağın %20'sinden az olmamak koşulu ile borçlu aleyhine köyü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etti.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ipoteğe konu taşınmazın celp edilen tapu kayıtları incelendiğinde, parsel birleştirilmesi sonucu davacı borçlu adına kayıtlı müşterek hisse payı üzerine alacaklı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. lehine kurulan 15.02.2016 tarih ve 3124 yevmiye no'lu ipoteğin kayıtlı olduğu, dolayısı ile ipotek lehtarı tarafından taşınmaz hissesi üzerindeki ipoteğe dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen gerekçeli ve denetime açık olduğu anlaşılarak hükme esas alınabileceği değerlendirilen 22.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit ile belirtildiği üzere, takip tarihi itibari ile davalı alacaklının davacı borçludan takibe konu edilen ipotek limiti ile sınırlı olan bedel kadar alacağı bulunduğunun tespit edilmesi karşısında ipotek limiti dahilinde başlatılan takipte hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacının iddiasının dayanağı olan TMK'nın 813. maddesindeki "intifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve resimleri intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir" şeklindeki düzenlemedeki güvencesini oluşturduğu borçların faizleri ibaresinin, intifa hakkının konusu olan malın borçlarından kaynaklı olarak güvence verilmesi halinde bu borcun faizinden intifa hakkı sahibinin sorumlu olduğu şeklinde anlaşılabileceği, somut olayda olduğu gibi intifa hakkı konusu taşınmaz malikinin kendi şahsi borcu için taşınmazı ipotek ettirmesi halinde ipoteğe konu borcun faizinde intifa hakkı sahibinin sorumlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, alacaklı banka tarafından takip tarihinden önce ... 3. Noterliğinin 04.01.2021 tarih ve 000089 yevmiye numaralı hesap kat ve ödeme istemli ihtarnamenin keşide edildiği ve davacı borçluya e-tebligat yolu ile tebliğ edilmiş olduğu dolayısıyla borçluya icra emri tebliğinde hukuka ve usule aykırı bir yön bulunmadığı, takibe yönelik itiraz gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçeleri ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ipotek borçlusu ve temlik alacaklısı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1-İpotek borçlusu istinaf dilekçesinde; 88 ve 363 parselleri alacaklı bankaya ipotek verdiğini, imar uygulaması ile parsellerin birleşerek 12149 ada 1 parsel haline geldiğini, eski hale gelmeden ipoteğin paraya çevrilmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bu hususta istinaf mahkemesinin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 5.000.000,00 TL'lik kısmi ödemelerin bilirkişi tarafından hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve hatalı hesaplama yapıldığını, istinaf mahkemesince de eksik inceleme yapıldığını, 32.812.500,00 TL takip çıkışının bankadan kullandığı kredinin ana parası değil ana para üzerine faiz eklenmiş hali olduğunu, 27.05.2016 tarihinde ipotek tarihinden sonra Türk Eğitim Derneği lehine intifa hakkı tesis edildiğini, alacaklıya borcu bulunmadığını, borcu oluşturan ana paradan sorumlu olduğunu ancak intifa tarihinden sonraki kısımın tüm faizinden TMK'nın 814 üncü maddesi gereği intifa hakkından yararlananın sorumlu olduğunu, taşınmazın bakım giderleri ve sair ihtiyaçları için ipoteğin verildiğini, alacağın banka tarafından takipten sonra intifa hakkı sahibi Türk Eğitim Derneği'ne temlik edildiğini, faiz yönünden alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2-Temlik alacaklısı, kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin karar yönünden istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ipoteğe konu taşınmazın celp edilen tapu kayıtları incelendiğinde, parsel birleştirilmesi sonucu davacı borçlu adına kayıtlı müşterek hisse payı üzerine alacaklı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. lehine kurulan 15.02.2016 tarih ve 3124 yevmiye no'lu ipoteğin kayıtlı olduğu, dolayısı ile ipotek lehtarı tarafından taşınmaz hissesi üzerindeki ipoteğe dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen gerekçeli ve denetime açık olduğu anlaşılarak hükme esas alınabileceği değerlendirilen 22.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit ile belirtildiği üzere, takip tarihi itibari ile davalı alacaklının davacı borçludan takibe konu edilen ipotek limiti ile sınırlı olan bedel kadar alacağı bulunduğunun tespit edilmesi karşısında ipotek limiti dahilinde başlatılan takipte hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, TMK'nın 813 üncü maddesindeki "intifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve resimleri intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir" şeklindeki düzenlemedeki güvencesini oluşturduğu borçların faizleri ibaresinin, intifa hakkının konusu olan malın borçlarından kaynaklı olarak güvence verilmesi halinde bu borcun faizinden intifa hakkı sahibinin sorumlu olduğu şeklinde anlaşılabileceği, somut olayda olduğu gibi intifa hakkı konusu taşınmaz malikinin kendi şahsi borcu için taşınmazı ipotek ettirmesi halinde ipoteğe konu borcun faizinde intifa hakkı sahibinin sorumlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, alacaklı banka tarafından takip tarihinden önce ... 3. Noterliğinin 04.01.2021 tarih ve 000089 yevmiye numaralı hesap kat ve ödeme istemli ihtarnamenin keşide edildiği ve davacı borçluya e-tebligat yolu ile tebliğ edilmiş olduğu dolayısıyla borçluya icra emri tebliğinde hukuka ve usule aykırı bir yön bulunmadığı, netice olarak davacının takibe yönelik itiraz gerekçelerinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın reddi ile İİK'nın ipotekli takibe ilişkin maddelerinde şartları oluşmamakla davalı tarafın tazminat talebinin de reddine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak, dava tarihinden önce davalı Vakıfbank tarafından alacak diğer davalıya temlik edildiği halde, davalı Vakıfbank yönünden de davanın usulden reddi yerine esastan reddi isabetsiz olmakla birlikte, adı
geçen davalı tarafından usulünce yapılmış bir istinaf istemi bulunmadığı gerekçeleri ile davacı ve davalı tarafın istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ipotek borçlusu ve temlik alacaklısı temyiz isteminde bulunmuştur.
1-İpotek borçlusu istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
2-Temlik alacaklısı istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK 149 ve 150/ı hükümlerine aykırı başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine, icra emrine, faiz oranına, faize, vekalet ücretlerine ve tüm ferilerine itiraz ile takibin durdurulması talebine ilişkindir.
İİK 68/b, 149,150/ı TMK'nın 813,814 üncü madde hükümleri
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ipotek borçlusu ve temlik alacaklısının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 269,85'er TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.