İstinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının
kaldırılmasına
SAYISI: 2019/57 E., 2020/394 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Sakarya ili Hendek ilçesi .... - ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 118 ada 57 parsel sayılı 5.990,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve üzerindeki fındık ağaçlarının ...'ın kullanımında olup halen kendisine ait olduğu şerhi yazılarak, tarla vasfıyla, Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 13.2.2019 tarihinde 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 Sayılı Kanun) uyarınca yapılan kayden satış sonucu davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir.
2. Davacılar ... ve ...; Sakarya ili Hendek ilçesi Yeşilyurt - ... Mahallesi 118 ada 57 parsel taşınmazın müşterek murisleri ... İnan'dan intikal ettiğini ve taşınmazda miras yoluyla gelen haklarının bulunduğunu ileri sürerek, kendileri adına da zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle 15.2.2019 tarihinde dava açmışlardır.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Davacı ... davalı gerçek kişi tarafların kardeş olduğu, dinlenen tarafsız mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarına göre mezkur taşınmazın tarafların ortak murisi ... İnan'a ait olduğu, sağlığında kendisi tarafından kullanıldığı, taşınmazı davalıya satmaya ihtiyacı olmadığı gibi sağlığında miras taksimi yapmadığı, bu kapsamda mezkur taşınmazın tarafların ortak murisi ... 'a ait olduğunu davacıların ispat ettiklerinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın kabulüne; Hazine aleyhine açılan dava yönünden ise, söz konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı iken diğer davalı ...'a 13/02/2019 tarihinde satıldığı, davanın ise 15/02/2019 tarihinde açıldığı, bu kapsamda dava konusu taşınmaz da davalı Hazinenin herhangi bir hak ve tasarrufunun bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine," karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından davanın açıldığı tarihten dava sonuçlanıncaya kadar olan aşamalarda müvekkili olan davalının bilgilenmesi için çıkarılan tebligatlar, 7201 sayılı Tebligat Kanunun (7201 sayılı Kanun) da yer alan usule uygun yapılmadığı için davalının davanın hiçbir aşamasından hatta hakkında dava açıldığından dahi haberdar olamadığını, ayrıca müvekkilinin söz konusu taşınmazı Hazineden sözleşme ile satın aldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin iptali için açılan bir dava da bulunmadığını, söz konusu davanın muvazaaya dayalı açılabilecek bir dava olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " Çekişmeli taşınmazın dava tarihinden önce 6292 Sayılı Yasa hükümlerine istinaden kullanıcı ...'a kayden satılarak onun adına tapuya tescil edildiği, davacıların kullanım iddiasından kaynaklanan şahsi haklarına dayanarak, mülkiyet hakkı sahibi Hazine’den satın alma nedeniyle kayden malik olan davalıya karşı tapu iptali davası açmalarının mümkün olmadığı gibi 6292 Sayılı Yasa gereği satış işlemi nedeniyle tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu iptali istemiyle açılan davanın dinlenme olanağını da bulunmadığı gözönünde bulundurularak davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu açıklanarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-2 maddesi gereğince Hendek 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/12/2020 gün ve 2019/57 Esas, 2020/394 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davacının davasının reddine; davalı ... Hazinesi yönünden ise, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine," karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunı, davanın zilyetliğin tespiti davası olduğunu, 15.02.2019 tarihinin davanın açılış tarihi, 13.02.2019 tarihinin ise taşınmazın davalı ...'a satış tarihi olduğunu, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri ile davalarını ispat ettiklerini, dava tarihinden 2 gün önce satış işleminin gerçekleşmesinin davalının satın alma hakkını haksız bir şekilde kullandığını gösterdiğini, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerekirken maktu hesaplanmasının doğru olmadığını ileri sürerek, vekalet ücretine ilişkin 5 numaralı bent yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, tapu iptali ve tesciline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilip dava tarihinden önce şerh sahibine satılan çekişmeli taşınmaz hakkında zilyetliğin tespiti istemli davanın dinlenme olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1,370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi, 6292 sayılı Kanun,
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70'er TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15'er TL'nin temyiz eden davacılar ... ve ... ile davalı ...'dan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.