Kabul

Taraflar arasındaki sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı Say Nak. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Say Nak. Ltd. Şti. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde emtia nakliyat sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altında bulunan dava dışı firmaya ait konteyner istif makinesinin Samsun’dan Mersin’e taşınması işinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, davalı ... idaresindeki araçla taşınmaktayken meydana gelen tek taraflı kazada kullanılmayacak şekilde hasarlandığını, hasar bedelini sigortalısına ödeyerek haklarına halef olduğunu ileri sürerek, 145.256,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

1.Davalı ..., kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazanın emtianın hatalı yüklenmesinden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Say Nakliyat Ltd. Şti. vekili, davacının dava konusu makinanın kullanılamayacak derecede hasarlandığını ileri sürdüğünü ancak makine üzerinde hasar tespiti yapılıp bunun ispatlanması gerektiğini, makinenin rayiç bedelinin hesaplanıp, hurda değerinin düşülmesi gerektiğini, kazaya karayolu bozukluğunun sebep olduğunu savunmuştur.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemece 04.02.2016 tarih, 2013/338 E. ve 2016/163 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dairemizin 12.04.2018 tarih, 2016/11528 E. ve 2018/2670 K. sayılı ilamıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 863,864,875,882,879,886 maddelerinde belirlenen ilkelere işaret edilerek karar bozulmuştur.

Mahkemece yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile sürücü ...'nin kazanın oluşumunda %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, hasar gören iş makinesinin tamirinin ekonomik olmadığı, hurda edilmesinin uygun olacağı, dava konusu iş makinesinin olay tarihindeki ve poliçe gereği %1 tenzili muafiyet uygulanmış değerinin 143.609,00 TL olduğu, hasar dosyası için 145.256,00 TL ödeme yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun itirazları karşılamadığını, bozma ilamında belirlenen taşıma hukuku ilkelerine riayet edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.

6102 sayılı Kanun 856 ve devamı maddeleri

1. Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yukarıdaki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, mahkemece verilen ilk kararın bozulmasında işaret edilen taşıma hukukuna ilişkin temel ilkeler tam olarak yerine getirilmeden hatalı değerlendirme ile karar tesisi yoluna gidilmiştir. Şöyle ki;

2.Kaza tarihi olan 01.09.2012 tarihinde olay yerine gelen trafik polislerince hazırlanan trafik kazası tespit tutanağında, sürücünün sola viraj levhalarını dikkate almadan viraja giriş yaptığı esnada üzerindeki yükün sağ tarafa doğru istinat duvarına çarpıp yol üzerine devrildiği belirtilmiş ve olay yeri ile kazanın pek çok açıdan fotoğrafı çekilmiştir. Yine aynı şekilde mahkemece bir trafik polis memuru ve bir bakım trafik teknik görevlisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 28.02.2014 tarihli ilk raporda da ".. Taşımakta olduğu yükün sabit bir yük olmadığı, tekerlekli bir iş makinesi olduğu ve bu iş makinesinin yarı römork üzerine yüklenirken hem ön ve arkadan hem yanlardan zincir veya halatlarla sabitlenecek şekilde emniyetli bir şekilde yükleme yapılması gerekirken ... iş makinesinin yarı römork üzerine yüklenirken gerekli dikkat özen ve emniyet gösterilmediği..." şeklinde belirlemeler mevcuttur. Keza Dairemiz 12.04.2018 tarihli bozma ilamında da somut olayda davalı tarafça yükleme ve bağlamanın kendileri tarafından yapılmadığı, dava dışı Ceynak Lojistik ve Tic. A.Ş. tarafından yapıldığı savunulmasına ve dosyada mevcut ekspertiz raporunda Ceynak Lojistik ve Tic. A.Ş.'nin asıl taşıyan olduğu, taşıma irsaliyesinde yine anılan şirketin gönderen olduğu yazılı olmasına rağmen mahkemece, 6102 sayılı Kanun 863,864,875,876 ncı maddeleri nazara alınmak suretiyle dava konusu taşımada yükleme ve istifin kim tarafından gerçekleştirildiği, dava dışı Ceynak Lojistik ve Tic. A.Ş.’nin sigortalı şirket ile olan bağı, 6102 sayılı Kanun 864/3 hükmüne göre, zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının davranışlarının da etkisi olmuşsa, tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının belirlenmesinde, bu davranışların ne ölçüde etkili oldukları ve buna göre davalıların hukuki durumunun ve sorumluluğunun değerlendirilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozma sonrası alınan ve hükme daynak bilirkişi heyeti raporunda ise (makine mühendisi, sigorta ve hesap uzmanı ile muhasebe uzmanından oluşan üç kişilik heyet) "yükleme esnasında iş makinesinin ön lastiklerinin sökülerek şasesinin yarı römork üzerine oturtulduğu, ayrıca iş makinesinin ön ve arkasından takozla sabitlendiği, ön, arka ve yanlardan zincirle bağlanıldığı.." belirtilmiştir. Mahkemece yükün istifine ilişkin çelişkiler ve itirazlar tam olarak giderilmeden eksik inceleme ile zararın tamamından davalıların sorumlu tutulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

Öte yandan mahkeme gerekçesinde sürücünün aracın hızını, yükü ve teknik özeltiklerine göre ayarlamadığı, virajdan önce kendisine konulan yasaklayıcı trafik levhalarından verilen mesajlara uygun davranmadığı, viraja gerektiğinden fazla süratle girdiği ve iş makinesinin savrulmayacak şekilde sabitlenmemesi sebebiyle araçtan kayarak düştüğü ve kazanın bu şekilde meydana geldiği kabul edilmiştir. Yükün usulüne uygun sabitlenip sabitlenmediği hususunda benimsenen bilirkişi raporu ile gerekçe içinde de bu şekilde çelişki oluşturulmuştur.

Mahkemece zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesinde belirlenen taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı ilkesine isabetli olarak değinilmiş ne var ki sürücü davranışları pervasızca hareket olarak nitelendirilmiştir. Oysa yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere somut olayda taşıyıcının pervasızca bir fiilinden bahsetmek mümkün olmayıp bu durumda mahkemece taşıyanın tazminat sorumluluğu aynı Kanunun 882 nci maddesi uyarınca gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı tutularak hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmez.

Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,

Bozma sebebine göre davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.