Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Pınar markalı ürünlerin Adapazarı Bölgesindeki tek satıcısı ve dağıtıcısı olduğunu, 13.08.2003 tarihindeki son mal sevkiyatından sonra davalının mal göndermeyi durdurduğunu, davacının ticari faaliyetine devam edememesi sebebiyle maddi kayba uğradığını, ayrıca ticari faaliyetini sürdürebilmek için yaptığı yatırımların atıl kaldığını ileri sürerek kâr kaybı nedeniyle 10.000,00 TL, atıl kalan yatırımlar nedeniyle 10.00000 TL, kira kaybı nedeniyle 1.000,00 TL, 5.000,00 TL portföy tazminatı olmak üzere toplam 26.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini kar kaybı için 139.373,00 TL'ye, portföy tazminatı talebi için 75.000,00 TL'ye çıkararak talep sonucunu 234.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirildiğini, davacının itirazi kayıt ileri sürmeksizin iade faturası düzenleyerek deposundaki sağlam durumda olan tüm malları iade ettiğini, davacının herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemece 18.03.2014 tarih, 2004/427 E., 2014/114 K. sayılı kararı ile davanın sözleşmenin feshinden doğan zararın tazminine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 01.01.1999 tarihli sözleşme ile başladığı ve 13.08.2003 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihte yapılan son mal sevkiyatından sonra davalının mal göndermeyi durdurduğu, davacı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının 2003 yılı Temmuz ayında büyük miktarda mal iadesi yaptığı, iade edilen malların ayıplı olduğuna dair belge de bulunmadığı gözetildiğinde sözleşmenin karşılıklı rıza ile sona erdirildiğinin kabulü gerektiği, bu halde, davacının portföy tazminatı dışındaki tüm taleplerinin reddi gerektiği, son bilirkişi kurulundan aldırılan ikinci ek rapordaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun, denetime elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 45.681,51 TL portföy tazminatının reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 18.01.2018 tarih, 2016/1758 E., 2018/127 K. sayılı kararıyla; "...1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının portföy tazminatını dışındaki maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Türk Ticaret Kanunu'nun 122.maddesinin 5.fıkrasında hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesi halinde bu maddede düzenlenen acentanın denkleştirme tazminatına ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı belirtilmektedir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bu yönde yapılmış sağlıklı bir değerlendirme ve hesaplama bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece yetersiz incelemeye dayanan bilirkişi raporuna göre karar vermesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. Mahkemece yapılacak iş konusunda uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek tarafların ticari kayıtları incelenip değerlendirilerek TTK'nın 122.maddesinde acentanın denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı) koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığı hususunun hakkaniyete de riayet edilerek değerlendirilmesinden sonra portföy tazminatı talep koşullarının oluşması halinde TTK madde 122/2'deki yöntemle davacının davalıya yaptığı ticaret kapsamında son 5 yılda elde ettiği karın ortalaması dikkate alınarak davalıdan talep edebileceği tazminat tutarını hesaplatmaktan ibarettir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile davacı ile davalı arasında 01.01.1999 tarihinde akdedilen sözleşmenin düzenlendiği tarihten ticari ilişkinin sonlandığı 2003 yılına kadar davalı tarafından davacı tarafa yapılan satışların net değerinin 5 yıllık satış tutarı yaklaşık olarak 4.613.022,00 TL, davalı tarafından davacıdan sonraki tek satıcıya yapılan satışların 2004 ve 2005 yıllarındaki net toplam tutarının 9.044.044,00 TL olduğu, bu tablodan da anlaşılacağı üzere davalı tarafın davacıdan sonra yeni tek satıcı ile satış hacmini artırmak suretiyle satışlarının devam ettiği, davacının son 5 yıllık dönemde gerçekleşen toplam vergi öncesi net karının 5 yıllık ortalamasının 90.042,00 TL olarak hesaplandığı, somut olayda tek satıcılık sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği, 6102 sayılı Türk ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 inci maddesinin beşinci fıkrasında sözleşmenin sona ermesinden sonra denkleştirme talep hakkının belirli koşullar çerçevesinde tek satıcıya tanındığı, somut olayda söz konusu markanın "Pınar" markası olduğu bu markanın tanınırlığının yadsınamayacağı ancak markanın tanınır olmasının denkleştirme talebinin yok sayılmasının da gerekçesi olamayacağı, mali açıdan yapılan incelemede, davacıdan sonra tek satıcılık hakkı verilen dava dışı üçüncü kişi ile davalı arasındaki satış ilişkisinin hacmini artırmak suretiyle devam ettiği, bu durumda davacının bulduğu yeni müşteriler sayesinde davalının tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ettiği kanaatinin oluştuğu, markanın tanınır olması nedeniyle hakkaniyete uygun bir miktar denkleştirme olarak verilmesini gerekli kıldığı, bu çerçevede hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, 5 yıllık ortalama brüt karın 237.908,00 TL olduğu, hakkaniyet ilkesi gözönünde bulundurularak ortalama 90.042,00 TL net gelir üzerinden değerlendirme yapılmasının hakkaniyete uygun olduğu, kar kaybı, atıl kalan yatırımlar ve kira kaybı nedeniyle talep edilen alacaklar yönünden mahkemece verilen karar bozma ilmaı ile kesinleştiğinden bu talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, portföy tazminatı yönünden ise ıslah dilekçesi dikkate alınarak 75.000,00 TL portföy tazminatına karar vermek gerektiği gerekçesiyle kar kaybı, atıl kalan yatırımlar ve kira kaybı nedeniyle talep edilen alacaklar yönünden verilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2014 tarih ve 2004/427 E., 2014/114 K. sayılı red kararı kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, portföy tazminatı yönünden davanın kabulü ile, 75.000,00 TL portföy tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin davacının talebi ile sona erdirildiğini ve davacının sektörü terk ettiğini, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra önemli menfaatler elde etmeye devam etmediğini, portföy tazminatı şartlarının oluşmadığını, tazminatın acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınacağı, davacının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra başka sektöre geçmesi nedeniyle artık sözleşmenin devamı halindeki kardan, portföy tazminatından bahsedilemeyeceğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesi nedeniyle portföy tazminatı istemine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122 inci maddesi

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.