Taraflar arasındaki takibe konu ilamın kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceğine ilişkin şikayete dair yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kamu düzenine aykırılık bulunmayan ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Borçlu şikayet dilekçesinde; Erbaa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/306 Esas, 2021/236 Karar sayılı ilamı ile şirketin feshini talep eden ortaklardan ..., ... ve ...'un şirketin ortaklığından çıkartılmalarına ve çıkma paylarının şirketten alınarak şirketin feshini talep eden şirket ortaklarına verilmesine karar verildiğini, takibe konu ilamın istinaf edildiğini ve ilamın kişiler hukuku ile geleceğe dönük inşai nitelikte olduğundan, kesinleşmeden icra edilemeyeceğini, ilamdaki hükmün eda hükmü niteliğinde olmadığını ileri sürerek şikayetin kabulü ile Erbaa İcra Müdürlüğünün 2022/1428 Esas sayılı dosyasındaki ilamlı icra takibinin ve icra takibine konu icra emrinin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklılar cevap dilekçesinde; şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesinin HMK'nın 367/2 fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırıldığını, bu uygulamada kişiler hukuku cümlesinin geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararların da kapsama alındığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bazı kararlarında da ticari şirketlere ilişkin ilamlarda sicil değişikliği yaptığı gerekçesiyle kesinleşmenin arandığını, ancak takibe dayanak ilama konu şirketin Türk Ticaret Kanununda sayılan ticaret şirketlerinden anonim şirket olduğunu, anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devrinin sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yapmadığını, ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesinin sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16 son maddesi gereği arandığını, bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmünün bulunmadığını, bu nedenle davaya konu ilamın kesinleşmeden takibe konulmasında yasaya uymayan bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla, şikayetçinin şikayetinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Borçlu istinaf dilekçesinde; takibe konu ilamın kişiler hukukuna ilişkin olduğundan kesinleşmeden icraya konu edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda uyuşmazlığın ticari şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve payda mülkiyet değişikliklerine ilişkin ilamların kesinleşmeden icra takibine konulup konulamayacağı hususunda toplandığını, gerek öğretide gerek Yargıtay uygulamalarında ilamların kesinleşmeden icraya konulması kural keşinleşmeden icra takibi yapılamamasının istisna olduğunu, Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK 367/2 fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırıldığını, bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonucuda geniş yorum yapılarak ulaşıldığını,ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16 son maddesi gereği arandığını, bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmadığı, (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/5549 Esas, 2021/9594 Karar sayılı ve 02.11.2021 tarihli kararın) gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

Borçlu istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, anonim şirkette ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve payda mülkiyet değişikliklerine ilişkin ilamların kesinleşmeden icra takibine konulamayacağı gerekçesi ile icra emrinin iptaline ilişkindir.

HMK 367/2, İİK md 16

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlunun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.